Polisiyenin kralına bir bakış...
29.06.2013 22:20

 

Burcu B. Bilgin

 

Özellikle kendi ülkesinde ''polisiyenin kralı'' olarak tanınan Arne Dahl'a ait ''Ölümün Sesi'', nam-ı diğer Misterioso bir süredir hem ülkemizde, hem de dünyada en çok satan kitaplar listesinde. Dünya çapında 2.5 milyon adet satan kitap, İskandinavya'nın önde gelen polisiye yazarının Intercrime serisinden.

Doğan Kitap'tan okuyucuyla buluşan kitap, ülkenin önde gelen işadamlarının birbirinin peşi sıra seri cinayetlere kurban gitmesi üzerine oluşturulan A Takımı'nın ''kodaman cinayetleri'' ismi verilen bu ölüm vakalarını çözme öyküsü..

İsveç yapımı bir sinema uyarlaması da bulunan kitabın ülkesindeki popülerliğini anlatmak için bu yeterli sanırım.

Şen Süer'in başarılı çevirisiyle okura sunulan kitap, özellikle İskandinav adlarının yoğunlukta olması nedeniyle başta karakterler örgüsüne kolay intibak sağlamasını zor kılıyor okurun. Bu nedenle sıkı bir polisiye okuyucusu olarak Agatha Christie romanlarındaki gibi bir karakterler fihristine ihtiyaç duyduğumu söylemem lazım.

 

 

 

               

 

 

 

-Şeytanda detayda gizli ama...-

 

Paul Hjelm isimli polisin merkezinde diğer polislerle birlikte olayı çözümleme hikayesi olan kitapta, zaman zaman Hjelm'in özel hayatı ve farklı konu geçişleri de yapılıyor.

Sadece polisiyeye odaklanmamak için başvurulan bu yöntem nedense dikkati dağıtmaktan başka bir işe yaramıyor, romana herhangi bir katkısı da bulunmuyor.

Hjelm dışındaki diğer polislerin üstün körü karakter tahlillerinin yapıldığı kitap, özellikle başlarında okuru fazla sarmamasına karşın ilerleyen bölümlerde kendini hızla okutan bir çehreye bürünüyor.

A Takımı bünyesindeki farklı polislerin kendilerine verilen görev alanlarındaki araştırmalarının sonucunda giderek çember daralırken, tempo özellikle sonlara gelene kadar hız kesmiyor.

 

 

 

            

 

 

 

-Kitaptan aşkı alın

 

Seri cinayetlerin sayısı arttıkça polislerin hedefe yaklaşması ve özellikle en büyük delil olan, kitaba da ismini veren caz parçası Misterioso'nun ortaya çıkışı, kitaba Agatha Christievari çok hoş bir hava katıyor.

Bu heyecanın içerisinde Hjelm'in eşi ve A Takımı'nda ilgi duyduğu polis Holm arasında kalışına ilişkin detay okurun ilgisini böldüğü gibi zaten Arne Dahl da bir aşk romanı yazarı olmadığı için çok da incelikli işlenmiyor. Bu sırada aklında cinayetleri kimin işlediği bulunan okur da neredeyse bu bölümleri atlayarak kitabın finaline ulaşma isteği duyuyor. 

Olay örgüsü şaşırtıcı bir noktaya giderek biterken, özellikle nefes kesen finaliyle Ölümün Sesi, aldığı ödüllere ve satış rakamlarına yaraşır bir not almayı hak ediyor.

Sık sık eleştirdiğim gibi kitaba katkısı olmayan aşk vs. detaylar dışında başarılı bir roman olan bu polisiyede en son bölümün de gereksiz olduğunu okur için sürprizi kaçırmadan belirtmem gerek. Okuyanlar sanırım hak verecektir.