Gelecekte orkestralarda tek tip insan görmeyeceğiz
23.09.2013 13:38

 

Opera şefi Cem Mansur, Gezi olayları ardından ortaya atılan 'Sanat dünyasında Ergenekon var' iddialarına ilişkin, "Öyle bir şey duymamıştım, fakat varsa bile çok şükür içinde değilim" dedi. 

 

Cem Mansur, yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası'nın, 7 şehri kapsayan İtalya turnesinin Roma ayağında DHA'nın sorularını yanıtladı. Cem Mansur, Haziran ayından bu yana Türkiye'deki siyasi ve toplumsal gerginlik ve çatışma ortamını, sanat penceresinden değerlendirdi. Türkiye'nin bütün çatışma, gerginlik, sorunlarında aslında sadece bir şey gördüğünü ifade eden Mansur, şöyle dedi:

 

"Çok kendi açımdan bir bakış olacak, ama doğru olduğuna inanıyorum; Türkiye'de, çok sesli müzik eğitiminin ciddiye alınmadığı bir toplum görüyorum. Çok sesli müzik eğitiminin en kestirme yoldan, en kolayca, kesince ve en ucuz şekilde halledeceği toplumsal uyumun eksikliğini aslında orada görüyorum."

 

"MÜZİK ÖTEKİLEŞTİRMEMEYİ ÖĞRETİR"

 

Mansur, "Belki her zaman, uzun zamandır çok sığ bir toplumduk ve gerçekten bunu, çok müthiş bir şeyi baştan icat etmeye de gerek yok" dedi. Cem Mansur, şöyle devam etti:

 

"Dünyada bunun örnekleri var. Bir takım toplumsal anlaşmazlıkların olduğu yerlerde aslında birbirini dinlemeyi, birlikte var olmayı ve ötekileştirmemeyi öğreten çok sesli müzik eğitiminin, aslında bu sorunların üstesinden gelmek için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Birbirlerimizin haklarıyla ilgili sorunlarımız var. Bu her taraftan var, Türkiye'de yalnız bir kesimin diğer kesime değil ve bu her zaman da öyle olmuş; Biz size, siz bize. Hadi bakalım. Yani bu çok fazla katmanlı oluyor maalesef Türkiye'de, ama ortaya çıkması ve konuşulması da olumlu bir şey diye bakıyorum."

 

Mansur, yaşanan gelişmelere bir de olumlu yönden bakılması gerektiğine dikkat çekerken, bu noktada ise, yapılan tahribatın hiçbir zaman hoş bir şey olmadığını anlattı. Cem Mansur, şöyle devam etti:

 

"Fakat ortak hareket etme dürtüsü de var. Daima bunu kendine çekmeye, kendine yontmaya hazır çevreler ve gruplar da olacak, ama insanların rahatsız olduğu bazı şeyleri ifade edebilmeleri de aslında sağlıklı bir şey. Yani bazı kavgalar da sağlıklı. İnsanların birbirlerini dinlemeyi ve ötekinin hakkını, başkasının alanına girmemenin öneminin öğrenildiği çok sesli müzik eğitiminin önemsendiği bir ülkede de dikkat ederseniz bu kadar olmuyor."

 

Türkiye'de çok sesli müziğin Cumhuriyet'ten de önce var olduğunu, fakat bunun yabancılar, azınlıklar tarafından yapıldığını hatırlatan Cem Mansur, konservatuarların açılmasıyla birlikte Cumhuriyet ile çok büyük bir kazanım haline dönüştüğünü söyledi. Ancak bunun, evrensel bir kültür benimsendiği için değil, biraz Avrupalı olmak için yapıldığının üzerinde durarak, "Allah razı olsun iyi ki yapılmış diyorum. Cumhuriyet'in müzik kazanımları olmasaydı, bugün böyle bir şeyi (Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası) göremeyecektiniz, fakat ondan sonra ne yapmışız biz bunu" sorusunun ardından şöyle devam etti:

 

"Tamamen elitist, küçük bir ayrıcalık, ancak belli bir şekilde giyinen, belli bir şekilde yaşayan insanların dinlediği bir eğitimli hakkı olduğu müzik şeklinde yaşanmış. Bundan bir an önce kurtulmamız lazım. Çünkü dediğim gibi yukarıdan, tepeden empoze edilmiş bir şey klasik müzik ve toplumla bütünleşmeyen bir şey tepeden yok da olur."

 

"GELECEKTE ORKESTRALARDA TEK TİP İNSAN GÖRMEYECEĞİZ"

 

Mansur, tüm bu sıraladığı gerekçelerden dolayı, şu dönemde müzisyenlerin kendilerini, "Bazı kesimler tarafından neden bu kadar vazgeçilir gibi görülebiliyoruz" diye sorgulamalarını da tavsiye etti. Müziğin herkesin hakkı olduğunu dile getiren Mansur, "Umarım ki yakın gelecekte tek tip insan görmeyeceğiz orkestralarda artık" temennisinde bulunarak, şunları söyledi:

"Tek tip düşünce, tek tip giyim, tek tip yaşam tarzının değil, bütün dünyanın rağbet ettiği, bütün dünyanın kendinde bulduğu, kendi içinde aradığı, özlemlediği değerleri aslında var olduğu müzik olduğu için daha çeşitli bir temsiliyet olacak diye düşünüyorum. Türkiye'de, olmak zorunda diye düşünüyorum. Çok sesli, klasik müzik dediğimiz şey sokağa inmeli, insanlarla bütünleşmeli ve insanların bunun pek de atla deve olmadığını, pekala hayatlarını zenginleştirmek için çok kolay bir unsur, çok eğlenceli bir olgu olduğunu anlatabilmemiz lazım. Onu da bizlerin anlatması lazım. Durup dururken gökten zembille düşmeyecek o, inmeyecek o zihniyet. Yapacak çok şey var."

 

"SANATTA ERGENEKON"

 

Yönetmen ve çağdaş sanat temsilcisi Kutluğ Ataman ile Sanatçı Ahmet Yenilmez, Gezi olaylarının patlak vermesi ardından yaptıkları açıklamalarda, sanat dünyasının içinde Ergenekon benzeri bir yapılanma olduğuna dikkat çekmişti. Bu iddianın hatırlatıldığı Cem Mansur, "Öyle bir şey duymamıştım. Tek tip vatandaşın benimsendiği bir çevrenin müziği olarak görüldüğü için böyle bir paralel belki kurulmuştur, fakat öyle bir şey varsa bile çok şükür içinde değilim" diye karşılık verdi. 

 

 


DHA