A.Ş.K: Eski Türk filmlerini özleyenler önden buyursun
26.09.2013 00:30

 

Burcu B. Bilgin

 

Ekranlara arz-ı endam eden yeni dizilerden birçoğu görücüye çıkarken, bir aşk üçgenini konu alan A.Ş.K isimli dizi de dün akşam seyirciyle buluştu. Güncel jargonla söylemek gerekirse ''kitlesi olan'' eski Feriha, yeni Azra, Hazal Kaya, sevilen bir başka oyuncu Aslı Tandoğan ve bonus olarak pek aşina olmadığımız Hakan Kurttaş ile ekranda... Peki orijinal senaryoları ''mumla aradığımız'' beyazcamda A.Ş.K bize neler vadediyor?

 

Sinemada, tiyatroda ve elbette ekranda söylenmemiş söz, yaşanmamış olay, erişilmemiş nokta, izlenmemiş senaryo bulmak neredeyse çok zorlaştı. Kim hangi senaryoyla karşımıza çıksa birşeyleri anımsatıyor, hatta belki de senaristlere de anımsatıyor ki bunları ekrana getiriyorlar? Evet, çok zor özgün senaryo, o zaman da ister istemez birçok dizi veya film, bize bir başkasını hatırlatıyor. Hal böyleyken A.Ş.K da önce modern dünyada bir spor kulübünde çalışarak yaşamını kazanmaya çalışan, ancak maddi olanakları yeterli olmayan iki gencin (Hazal Kaya ile Hakan Kurttaş) hikayesi gibi başlıyor. Daha sonra işin içine bu kulübe üye olarak başlayan Şebnem (Aslı Tandoğan) giriyor. 

 

 

 

 

                              

 

 

 

-Sevgiliyiz diyemeyince...-

 

Bilen bilir, birçok işyerinde, özellikle de spor kulüplerinde çalışanların birbiriyle sevgili, eş olmasına izin yoktur. Bizim kahramanlarımız da bu dertten musdarip olarak Şebnem'e ''biz sevgiliyiz'' diyemeyince onların yaşamını değiştiren döngü ortaya çıkıyor. Bir de üzerine Şebnem'in kanser hastası olduğu, üstelik yendiği lenf kanserinin nüksettiği ortaya çıkmaz mı? İşte size dört başı mamur tekmil-i birden Love Story... Ama işte orada duruyoruz, bu yerli malı bir Love Story, bir kere esas oğlan, ''esas olmayan kızı'' sevmiyor.

 

Bir Filiz Akın-Cüneyt Arkın filmi vardır, Filiz, üniversitede hocası olan Cüneyt'e aşık olur, o da ona... Bunlar büyük aşk yaşarken aynı bu kahramanlarımız gibi ''sevgiliyiz'' diyemeyince Filiz Akın'ın ablası prof.Cüneyt'e aşık olur ve üstelik de çok hastadır. Ne yaparlar sonunda, abla ile Cüneyt evlenir, hiç mutlu olamaz, sonra abla evlenir, seneler seneler sonra mutsuz çiftimiz kavuşur.

 

Ama gelgelelim bizim karakterlerimiz bu kadar da ''ulvi hislerle'' hareket etmiyor. Delikanlının babası intihar edince borç batağı içinde kalan gence yol gösteren sevgilisi Azra, ona Şebnem ile evlenmesini tavsiye eder. Nereden yola çıktık, şimdi de kendimizi Ahlaksız Teklif-Indecent Proposal filminde bulduk mu size? Neyse bu işin sonu gelmez... Gelecek haftalarda neler olacağını şimdiden kestirmek imkansız değil...

 

Bir de birçok dizide rastladığımız villa içinde mini elbise ve topuklu ayakkabıyla gezme durumu bu dizide de var, villanın mükemmel havuzuna talibim... 

 

Bu arada unutmadan, yerli filmlerin zengin, züppe genci, cefakar annesi, kötü adamlar, onlar da dizide var. Türk filmi izleyenler için ideal. Peki reyting getirir mi? Melodramlar bu kadar sevilirken muhakkak getirir. Bir de Çarşamba gecesi rakibi Muhteşem Yüzyıl olmasaydı....