Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2
27.10.2013 16:29


“Yeniden bir aileyiz. Artık hiçbir şey bizi rahatsız etmeyecek. Söz veriyorum.”

~ Josh Lambert


Yönetmen James Wan, senarist  Leigh Whannell ve yapımcı Jason Blum kimi zaman bireysel kimi zaman bir arada çalışarak son on yılın en iz bırakan, ticari açıdan başarılı ve tam anlamıyla dehşet verici bazı korku-gerilim filmlerini hayata geçirdiler. 


Wan ve Whannell, 2004 yılında, çığır açan ve büyük popülarite yakalayan “Saw”u yarattılar. Film gişe rekorları kıran bir serinin başlangıcını oluşturdu. Whannell seride yazar (“Saw II” ve “III”) ve yönetici yapımcı olarak yer almaya devam etti. Wan kısa süre önce başarılı perili ev öyküsü “The Conjuring”i yönetirken, Blum ise “Paranormal Activity” ve “Sinister” gibi izleyicinin kanını donduran hitlere imza attı. Üçlünün 2011 yılında birlikte hayata geçirdiği psikolojik korku gerilim türündeki sarsıcı ve orijinal “Insidious/Ruhlar Bölgesi” ise gösterime girdiği yıl gişede en çok kâr getiren film oldu.
Şimdi üç sinemacı da —“Insidious/Ruhlar Bölgesi”nin tüm oyuncu kadrosuyla birlikte— “Insidious: Chapter 2/Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2”yle geri dönüyor. Film, Lambert ailesinin, hayatlarını mahvetme eğilimindeki kötü ruhlarla ölüm kalım mücadelesini anlatmayı sürdürüyor. 


“İlk filmde başladığımız hikayeyi anlatmaya devam etme fırsatı bulduğumuz için müthiş heyecanlıyız. Birinci filmde yarattığımız karakterleri seviyorum; aynı oyuncu kadrosu ve yapım ekibiyle yeniden birlikte çalışmak da harika. Eve döndüğünüzde ailenizin sizi karşılaması gibi. Ama korkutucu bir yanı da var çünkü ilk filmin başarısı hepimizi hazırlıksız yakalamıştı” diyor ilk kez bir devam filmi yöneten Wan.


“Insidious/Ruhlar Bölgesi”nin merkezinde, hayaletli evlerini terk ederek başka bir eve taşınan ama hayaletlerin eve değil büyük oğullarına musallat olduğunu öğrenen orta hâlli Lambert ailesi yer alıyordu. “Insidious: Chapter 2/Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2”, bir kez daha, son yaşadıkları olayları arkalarında bırakmaya çalışan, ancak onlara işkence eden ruhların, işlerini bitirmekten çok uzak olduğunu fark eden Lambert ailesine odaklanıyor. 


Wan ve Whannell alışılmadık bir adım atarak filme “Insidious: Chapter 2/Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2” adını verdiler çünkü film tam da ilkinin bittiği yerden başlıyor. “Pek fazla devam filmi bunu yapmaz; ama biz baştan sona bir hikaye anlatma fikrini sevdik” diyen Whannell, şöyle devam ediyor: “İkisini neredeyse tek bir film ya da aynı hikayenin bölümleri gibi izleyebilirsiniz. Josh’ın Elise’i öldürdüğünü gördük, fakat Renai bunu görmedi ve neler olup bittiğinden pek emin değil. Bu yüzden, ikinci filmin başlangıcında, her şey normale dönmüş gibi görünüyor. Ancak, bazı şeylerin feci şekilde yanlış olduğunu yavaş yavaş fark ediyorsunuz.”


Blum, “Insidious: Chapter 2/Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2”nin bütçesi biraz daha fazla olsa da, yapımcı olarak başlıca amacının, Wan ile Whannell’in ilk yapıma getirdiği bağımsız film ruhunun kaybolmamasını sağlamak olduğunu belirtiyor: 


“İlk filmin —James ve Leigh’nin— tek bir vizyonu vardı; herhangi bir müdahale olmaksızın ve yaratıcılıklarından taviz vermeden onu sonuna kadar götürdüler. İlk filmin böylesine başarılı olmasının bir nedenin bu olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, devam filminde de James ya da Leigh’nin yaratıcılıklarından hiçbir taviz vermelerini istemedik.” 


Yaratıcı ortaklıkları Melbourne-Avustralya’daki üniversite günlerine giden sinemacı ikili, ilhamlarının her zaman birbirlerine anlattıkları hayalet hikayelerinden geldiğini söylüyor. Çekim sürecinde dahi, sürekli olarak fikir ve konsept alışverişi yaparak bunları filme dahil ettiklerini de belirtiyorlar. 


“Yeterince benzerliğiniz varsa, ya da aynı hikayeden heyecan duyuyorsanız, işte o zaman birlikte çalışmak gerçekten kolay” diyor Whannell ve ekliyor: “James ve ben o anlamda çok uyumluyuz, özellikle de korku söz konusu olduğunda.” 


Ya da Wan’in ifadesiyle, “Daima birbirimizin ödünü koparmaya çalışırız. Bir gün dedik ki, ‘Bunları bir filme koymalıyız!’ İşte ‘Insidious/Ruhlar Bölgesi’nde yaptığımız şey tam olarak buydu. Birbirimize anlattığımız, duyduğumuz tüm korku hikayelerini alıp filme koyduk.” 


Film yurtiçi ve yurtdışında izleyicilerle bağ kurarak, zirveye çıktı. 


“Doğaüstü temaları ele aldığınızda, bence bu evrenseldir” diyen Wan, şöyle devam ediyor: “Farklı kültürler bu temaları farklı şekillerde işliyorlar, ama ben bunların büyük ölçüde aynı yerden geldiğini düşünüyorum. İşte bu filmlerin uluslararası çapta gerçekten başarılı olmalarının nedeni bu; dünyanın her yerindeki insanlara hitap ediyor.”


Whannell ise şunları ekliyor: “Folkloru bol olan ülkelerin genellikle çok güçlü bir umacı ve hayalet hikayeleri geleneği vardır. James’le Melbourne’da yaşarken, bana ailesinden duyduğu çok sayıda Malezya ve Çin hayalet hikayesi anlatırdı. İnsanlar bu hikayeleri binlerce yıldır anlatıyorlar. Bu hikayelerin çok uzun bir geçmişi var.”


Lambert ailesinin öyküsünü orijinal filmin bıraktığı yerden devralan “Insidious: Chapter 2/Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2”nin karakterler için daha geniş bir mitoloji ve arka hikaye işlediğini söylüyor Wan: “Bu gerçekten daha büyük bir film. İlk filmi yaparken, devamı için plan ve fikirlerimiz vardı ama bunları sonuna kadar götürmedik. ‘Bakalım. Bununla oynayıp nereye gittiğini görelim. İkinci bir hikaye konusu için potansiyel olabilir’ diye düşündük. Ve tabi böylece, ilk film başarılı olduğunda bunlardan ikinci hikayeyi çıkarıp devam edebilirdik.”


“Insidious/Ruhlar Bölgesi” fiziksel bedeninden ayrılarak seyahat etme becerisine —babası Josh’tan kendisine geçen bir yetenek—sahip Dalton Lambert’ın etrafında dönüyordu. Bu becerinin bir sonucu olarak, gizemli yaşlı bir kadının ve fiziksel bedenini ele geçirmek isteyen kırmızı suratlı bir iblisin hedefi hâline gelmişti. Filmde, ayrıca, çocukken Josh’ın da geceleri kendisini ziyaret eden yaşlı bir kadın yüzünden çok korktuğu açıklanıyordu. Fakat o olayın anıları kasıtlı olarak bastırılmıştı. “Insidious: Chapter 2/Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2” Josh’ın aslında hiçbir zaman iyileşmemiş olduğu, yaşlı kadının asla onu bırakmamış olduğu ihtimalini ortaya atıyor. 


Wan bu konuda şunları söylüyor: “Biz metafizik dünyanın büyük birer hayranıyız. Bir filmde astral seyahati kullanmanın harika olacağını düşündük. Bu, yani geceleri uyurken ruhunuzun fiziksel bedeninizi terk edip havada süzülerek gezmesi fikri, çok hoş bir konsept. Bir hayaletli ev filmi yapmak istedik ama aynı zamanda biraz farklı bir şey yapmayı da arzu ettik. Bu yüzden, ikisini harmanladık.”


Whannell ise şunları ekliyor: “Bir korku filmi için mükemmel bir fikir. ‘Niye kimse astral seyahati kullanmadı?’ diye sorup durduk. Bu bizi gerçekten heyecanlandıran bir şeydi —yani, daha önce kullanılmadığını düşündüğümüz bir fikir ya da konsept olması. Astral seyahati başka hiçbir filmde görmemiştik.”
Wan ve Whannell daha aşina bir diğer konsepti, zamanda yolculuğu da kullandılar ki, bu, korku türünde ender görülen bir temaydı. Film Lambert ailesinin peşindeki kötülüğün kökeninde yatan sinsi olayları açığa çıkarmak için 25 yıl geriye gidiyor ve hem ilk filmin çözümlenmemiş gizemlerini aydınlatıyor, hem de Öte olarak bilinen karanlık ölüler diyarının içine giriyor.


“İlk film böylesine stilize ve fantastik bir dünya olduğu için, zamanda yolculuk yaklaşımı ikinci film için gerçekten de biçilmiş kaftandı” diyor Wan. 
Yapımcılar iki film arasında köprü kurulması, böylece ikisinin bir bütünün iki parçası olarak görülebilmesi için bu konsepti orijinal bir biçimde kullandılar. Bir noktada, koma hastası Parker Crane’in —filmde yeni bir karakter— arka hikayesini gösteriyorlar. Ama yapımcılar geleneksel geçmişe dönüş (flashback) yöntemini kullanmak yerine, Crane’in sorunlu geçmişini Öte —zaman ve mekandan bağımsız, boşluğu andıran bir alan— içindeki bir geçmişe yolculuk vasıtasıyla anlatıyorlar. 


Wan bu konuda şunları aktarıyor: “Leigh’ye, ‘Eğer ‘Bölüm 2’ aslında bir şekilde ilk filme gidip gelse harika olmaz mıydı? Ne müthiş olurdu, değil mi?’ diye sordum. Böylece, ilk filmin ne olduğunu tam anlayamadığınız öğelerinden bazılarını nasıl bu filmde gösterebileceğimizi düşünmeye başladık; ‘Bölüm 2’de bunları yeniden görüyorsunuz ama farklı bir bakış açısından. Böyle şeylere bayılıyoruz.”


Whannell de karakterlerin “Insidious/Ruhlar Bölgesi”nde gerçekleşen olaylara geri dönebilme becerisi için aynı ölçüde heyecan duyduğunu belirtiyor: “Muhtemelen devam filminin en sevdiğim kısmı bu —ikinci filmin ilk filme döndüğü zaman yolculuğu öğeleri. Ayrıca, ilk film ailenin peşindeki dışarıdan hayaletlere odaklanırken, ikinci filmde hayaletin içsel olması fikri de hoşumuza gitti. O, aile üyelerinden biri. Birinci filmde, Dalton dış güçler tarafından tehdit ediliyor. Ama ikinci filmde, hayaletler içeri girdiğinde onları durduramazsanız, neler olduğunu anlatılıyor.”


Sinemacı ikili “Insidious: Chapter 2/Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2”yi bir korku filminden ziyade bir psikolojik gerilim olarak görüyor. “Insidious/Ruhlar Bölgesi/Ruhlar Bölgesi” hayaletli ev filmi arketipiyle yoğrulmuşken, Wan’a göre, “Bölüm 2” izleyicilerin en temel çocukluk korkularına parmak basan kanlı görüntülere ve BYG efektlerine daha az başvuruyor. 


“Bunu doğaüstü bir yanı olan ev içi bir gerilim olarak tanımlayabilirim” diyen Wan, şöyle devam ediyor: “Hayaletler geri geliyor ama bu film o konuya pek fazla odaklanmıyor. Karakterleri oturtmuş olduğumu hissediyorum, dolayısıyla bir yandan fazla dolambaca gerek kalmadan onları işleyebilir bir yandan da insanların sevdiği öğeleri filmde tutmayı başarabilirim. İlk film çok daha düzdü ki bir ilk film için bu harika bir şey. Ama devam filminde mitolojiyi derinleştirmek istiyorsunuz. İnsanlara, yarattığınız dünyanın daha fazlasını göstermeyi arzu ediyorsunuz, ki bizim de ‘Bölüm 2’de yaptığımız şey buydu.”