2013 yılının en iyi 10 filmi
12.09.2014 21:47

 

Burcu B. Bilgin

 

2013 yılında sinema açısından gişe rekortmen klasik Hollywood filmleri kadar deneysel, farklı çalışmalara da imza atıldı.

 

Yıl içerisindeki Oscar yarışında da bu yapımlardan en klişe olmakla eleştirilen Argo adlı yapım ''En İyi Film'' dalında Oscar ödülünü kucaklarken, 5 yapım da (Zincirsiz-Django Unchained, Umut Işığım-Silver Linings Playbook, Sefiller-Les Miserables, Aşk-Amour ve Pi'nin Yaşamı-Life of Pi), Akademi'den çok sinemaseveri fethetti. Pi'nin Yaşamı, Ang Lee'ye ''En İyi Yönetmen'' ödülünü getirdiğinde salondaki alkış da bunu gösterdi.

 

Cannes Film Festivali kapsamındaki bazı yapımlar ses getirse de aslan payı, Venedik Film Festivali'nin açılış filmi olan, George Clooney ile Sandra Bullock'ın rol aldığı Yerçekimi-Gravity filminin oldu. İki ünlü oyuncunun gelecek yılki Oscar törenine damga vurabileceği şimdiden konuşuluyor.

 

Woody Allen'ın Mavi Yasemin filminde Cate Blanchett'ın farklı yorumu sinemaseverin konuştuğu bir başka konu oldu. Woody Allen'ın Avrupa turundan sonra döndüğü Amerika ona uğur getirmiş oldu.

 

Gişe-sever Hollywood izleyicisi ise bu yıl Thor, Demir Adam 3, Açlık Oyunları, Wolverine, Dünyalar Savaşı gibi filmlerle tanıştı. Bu filmlerin her biri büyük gişe rekorları kırdı. Ancak 2013 yılı dev bütçeli Hollywood filmlerinin bazılarına büyük hayal kırıklığı yaşattı. Johnny Depp'in filmi Maskeli Süvari, Walt Disney'i büyük bir darboğaza sokarken, Beyaz Saray Düşüyor ve Pasific Rim de gişe bozgununa uğrayan diğer filmler oldu. 

 

2013 yılında izlediğim yabancı yapımlar arasından en iyi 10'unu seçtim:

 

-Yerçekimi-Gravity: Venedik Film Festivali'nin açılış filmi olan yapım, George Clooney ile Sandra Bullock'ı buluşturuyor. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı filminin yönetmeni Alfonso Cuaron'un kamera arkasına geçtiği film, emekliliğinden önce son görevine çıkan astronot Matt Kowalsky ile yeni göreve çıkan tıp mühendisi Ryan Stone'un (Sandra Bullock), mekiğin çarpan bir cisimle parçalanması sonucu uzay boşluğunda kaderleriyle başbaşa kalmalarının öyküsüydü. 

 

Sıradan bir bilim-kurgu filmi olmanın ötesinde iki usta oyuncunun rol aldığı bir uzay belgeseline dönüşen yapım, yılın en iyi filmlerindendi. Psikolojik bir yapım özelliğini de taşıyan Yerçekimi'nin 2014 Oscar törenlerinde de çok konuşulacağına kesin gözüyle bakılıyor.

 

 

                                           

 

 

-Kaptan Phillips/Captain Phillips: Başrolünü Tom Hanks'in üstlendiği film, 2009 yılında Somalili korsanların Maersk Alabama adlı ABD kuru yük gemisini rehin almalarını işliyor. Filmde Hanks, geminin kaptanı Richard Phillips'i canlandırıyor. Paul Greengrass'ın yönettiği filmde Hanks'in rol arkadaşları Catherine Keener,  Corey Johnson,  Max Martini ve John Magaro. Tom Hanks'in usta oyunculuğunu bir kez daha gözler önüne serdiği filmden sonra ünlü aktör, son yıllardaki bu yorucu filmler nedeniyle ağır diyabet olduğunu duyurdu.

 

 

                            

 

 

-Pi'nin Yaşamı-Life of Pi: Ang Lee'nin kamera arkasına geçtiği film, büyük çoğunluğu 2 oyuncu arasında geçen bir yapımdı. Ama bu kez bu iki kişiden biri kaplan, diğeri

insandı. Daha doğrusu kaplan yer yer dijital olarak sinema perdesine gelirken, esasen tek bir oyuncu vardı: Suraj Sharma... 

Daha önce hçbir platformda oyunculuk yapmamış Suraj Sharma'nın başrolü üstlendiği yapımda, ayrıca Gerard Depardieu, Irrfan Khan, Adil Hussain de vardı. Hindistan'dan Kanada'ya giden yük gemisinin batmasıyla Pasifik Okyanusu'nun ortasında bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan, Richard Parker adında 300 kiloluk bir Bengal kaplanı ile 16 yaşında Hintli bir çocuğun filikada kalmasını, sonrasında ise filikada sadece çocuk ve kaplanın kalmasını anlatan filmin sonu tam bir sürprizdi. Üst benliğini kaplan olarak canlandırıp aslında tüyler ürpertici bir hikaye yaşayan Hintli çocuğun öyküsü, Ang Lee'ye Oscar getirdi. Film, görsel efektleriyle bir şölenken izleyenlerin yıllar boyunca aklından çıkmayacak bir yapımdı.
 
 
 
 
 
                           
 
 
 

-Zincirsiz-Django Unchained: Django Unchained yani Zincirsiz Django (Cango diye okunuyor) Quentin Tarantino'nun Spagetti Western filminin kahramanıydı. Django'yi Jamie Foxx'un canlandırdığı film, Amerikan İç Savaşı'nın 2 sene öncesinde geçiyor. Birçok köleyle beraber köle tüccarlarınca satılmak üzere götürülürken tıpkı bir şövalye edasında gelen Dr. King Schultz (Christoph Waltz) tarafından kurtarılan Django'nun Schultz ile beraber eşini kurtarmak için yola düşmesini anlatan filmin iki önemli kahramanı Waltz ile köleleri ezen çiftlik sahibi Leonardo DiCaprio oldu.

 

Girmedi bir alanda epik bir hikaye yaratan Tarantino için ''yine yapmış yapacağını'' dedirten manzume, Christoph Waltz'a Oscar getirse de DiCaprio'yu aday bile göstermeyen Akademi yine ünlü oyuncuya haksızlık etti. 

 

 

 

 

                           

 

 

 

-Mavi Yasemin/Blue Jasmine: Woody Allen, uzun bir Avrupa turunda sonra ülkesine ve kenti New York'a geri döndü. Barcelona'yı, Roma'yı, Paris'i şiirsel bir tadla o kentlerin ''turizm müşaviri'' gibi romantizmle sarıp sarmalayıp anlatan Woody Allen, bu kez nevrotik, eski bir zengin kadının, Jasmine'in (Cate Blanchett) öyküsünü anlattı. Film boyunca geçmişine gidip gelen Jasmine, eski yaşam şartlarına kavuşmak için kendince çareler ararken, Woody Allen'ın gelmiş geçmiş en vurucu kadın karakteri ile tanıştı sinema izleyicisi... Blanchett'ın Oscar kazanabileceği de konuşuluyor

 

                              

 

 

-Sefiller-Les Miserables: Victor Hugo'nun meşhur Sefiller'i bu kez tamamen müzikal, yani neredeyse diyalogsuz ve tüm konunun şarkılarla anlatıldığı bir formda beyazperdeye geldi. Jean Valjean'ı Hugh Jackman'ın canlandırdığı filmde, Anne Hathaway, Russel Crowe, Amanda Seyfried, Helena Bonham Carter, Sacha Baron Cohen, TV oyuncusu ve şarkıcı Samantha Barks rol aldı.

 

Deneysel bir iş olan Sefiller, King's Speech-Zoraki Kral adlı yapımın ünlü yönetmeni Tom Hooper tarafından sinemaya aktarıldı. 30 yıllık bir Broadway müzikalinden uyarlanan film, Anne Hathaway'e Oscar getirse de Lincoln filminin başrolündeki Daniel Day Lewis olmasa Jackman'ın altın heykelciği alabileceği çok konuşuldu. Bence Lewis'e rağmen kazanabilirdi de... 

 

 

 

 

 

                             

 

-Aşk-Amour: Bu sene eleştirmenlerin gözdelerinden olan yapım, Cannes Film Festivali'nden büyük ödül Altın Palmiye'yi ve En İyi Yabancı Film dalında Oscar ödülünü kazandı. Michael Haneke'nin yönettiği film, 80"li yaşlardake Georges ve Anne'in büyük sevgilerini anlatıyordu. Filmde, Jean-Houis Trintignant, Emmanuelle Riva, İsabelle Huppert ve Alexandre Tharaud rol alırken, insanlara yaşlılığın ne kadar zor olduğunu ve birbirini seven çiftlerin arasındaki ebedi aşkı sinema diliyle mükemmel anlattı.

 

 

                              

 

 

 

-Mavi En Sıcak Renktir-Blue is the Warmest Colour: Cannes Altın Palmiye ödüllü tartışmalı film, kendisinden yaşça büyük bir kadına aşık olduktan sonra hayatı değişen 15 yaşındaki bir genç kızın hikayesini anlatıyor. Filmin iki başrol oyuncusunun da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandığı film, Julie Maroh'nun "Le bleu est une couleur chaude" adlı çizgi romanından beyazperdeye aktarıldı. Yönetmen Abdellatif Kechiche, Léa Seydoux ve Adèle Exarchopoulos eşliğinde cesur bir yapıma imza atmış oldu.

 

 

                              

 

 

-Umut Işığım-Silver Linings Playbook: Jennifer Lawrence'ın 23 yaşında Oscar ödülüne kavuştuğu film, akıl hastanesinden evine

dönen Pat'in (Bradley Cooper), takıntı haline getirdiği ve kliniğe düşmesine sebep olan karısını ararken yollarının neredeyse kendisi

kadar nevrotik bir kadınla kesişmesini anlatıyordu. İkisi bir dans yarışmasına katılmak için çalışırken yakınlaşmalarını, bu iki dengesi

bozuk kişinin birbirlerinde kendilerini bulmalarını anlatan filmin diğer yıldızı Cooper da en az Lawrence kadar pırıltılıydı. Filmin bonusu

usta oyuncu Robert de Niro idi.

 

 

 

                              

 

 

 

-Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak/The Hunger Games: Catching Fire: Başrolünü Oscarlı genç aktris Jennifer Lawrence, Liam Hemsworth ve Josh Hutcherson'ın üstlendiği filmin yönetmeni Francis Lawrence. 

 
Filmin yeni oyuncuları  Finnick Odair rolündeki Sam Claflin, Johanna Mason rolündeki Jena Malone, Plutarch Heavensbee rolündeki Philip Seymour Hoffman, Beetee rolündeki Jeffrey Wright ile Wiress rolündeki Amanda Plummer.  Elizabeth Bans, Lenny Kravitz, Donald Sutherland ile Willow Shields, yeni filmde de kaldıkları yerden izleyici karşısına çıkıyor. 
 
Suzanne Collin'in çok satan kitap serisinden beyazperdeye uyarlanan üçlemenin son halkası 2015'te seyirciyle buluşacak.  Film, yıl içinde beğendiğim tek popüler yapım oldu.