Uyarlama dizi yapmak neden iyi fikir değildir?
20.02.2014 23:47

 

Burcu B. Bilgin 

 

Daha Yeşilçam döneminden ünlü Amerikan filmlerini farklı isimlerle çekilmesiyle başlayan furya, son yıllarda Türkiye'de dizi film sektörünün giderek genişlemesiyle yerini dizi uyarlamalarına bıraktı. Aynı şekilde ünlü Türk romanlarından uyarlanan diziler de büyük bir sıklıkla ekrana geliyor.

 

Şu anda ekranda bulunan Galip Derviş, Çalıkuşu, Fatih Harbiye, Bugünün Saraylısı, Cinayet ve Medcezir ile sona eren İntikam... Reytingleri eskisi gibi olmadığı için yayından kaldırıldığı söylenen İntikam, ünlü Amerikan sabun köpüğü dizi Revenge'den uyarlanarak ekrana gelmişti. Aslında uyarlama dizi yapmak sıfırdan senaryo yazmaktan daha zor. İşte, uyarlama dizi yapmanın neden iyi bir fikir olmadığna ilişkin 10 neden:

 

1-Ne yaparsanız yapın öncekiyle kıyaslanır: Ne yaparsanız yapın siz ''ilk'' olmayacaksınız, bu sizin yarışa geriden başlama nedeniniz. Çünkü siz orijinali değil, biz uyarlama da desek bir bakıma taklidisiniz. Nasıl ilk aşk unutulmaz, ilk yapılan her zaman değerlidir, ilk olan hatırlanır, bu da öyle. İlk dizide oynayan oyuncular, ilk dizideki işleyiş, ilkindeki senaryo, mekanlar, kostümler, replikler, hemen herşey kıyaslanır. Ve eğer çok sevilmişse sizin onu geçmeniz için çok daha hızlı koşmanız lazımdır ki bu genelde çok ama çok zordur.

 

2-Oyuncu benzese ayrı dert benzemese ayrı:  Bir önceki dizide birtakım oyuncular oynamıştır ve bunlar da John Doe olacak değil ya ünlü isimlerdir. Diyelim ki bir Amerikan dizisinden uyarlama yaptınız ve oradaki rolleri de uygun olacağını düşündüğünüz biçimde yerli oyunculara verdiniz. Eğer oyuncu orijinal yapımdaki oyuncuya benzemezse ve o oyuncu da beğeniliyorsa sizi en baştan eleştireceklerdir. Benzemesi halinde ise şu eleştiriye hazır olun: Arkadaş dizinin çakmasını yapıyorsun, bir de üzerine oyuncunun da mı benzerini buldun, bu kadar taklit de olmaz...

 

                            

 

 

3-Elinizdeki malzeme bellidir: Bir kere şunu kabul etmek gerekir ki elinizde başı, gelişmeleri, hatta eğer bitmişse sonu da belli bir film, roman veya dizi var. Yani hareket alanınız kısıtlı... Belirtilen şekilde başlayacak, öyle sürdürecek, sonunda da öyle bitireceksiniz. Bu da ''bakalım haftaya ne olacak" diye bekleyen sürprizleri seven seyirci için pek de çekici bir durum değil...

 

4-Orijinalden sapmak da risktir:  Diyelim ki elinizdeki senaryo ile başladınız ve kendinizi sınırlar içinde hissettiniz ve işin içine biraz da kendi yazdıklarımı katayım dediniz, yani senaryodan saptınız. Bunu en iyi biçimde yapmanız gerekir, aksi takdirde yolunuzu zaten kendiniz çizdiğiniz için artık elinizdeki ilk malzeme size rehber olmayacaktır. Yeni yolunuzda iyi yolculuklar...

 

 

                         

 

5-Onlar kısa, siz uzun:  Türkiye'de diziler en aşağı 1.5 saat, prime time boyunca reklam alabilmek için süreleri çok uzun ve böyle de gidecek gibi görünüyor. Eğer uyarlama yapılan bir Amerikan veya İngiliz dizisi ise süreleri 45-50 dakika. En uzunları olarak bilinen Sherlock ise 1 saat... Bu durumda aynı konunun işlendiği de gözönüne alınırsa Türkiye'deki dizilerde konuların dakikalarca, konuşmaların bitmek bilmezcesine uzaması kaçınılmaz. Bu da Türkiye'deki diziyi izleyici nezdinde 1-0 geriye düşürüyor.

 

6-Türk gelenek ve görenekleri sorunu: Gelenek ve görenekleri Türkiye'dekine çok benzemeyen bir ülkede çevrilen diziden uyarlama yapıyorsunuz. Bu durumda mesela İntikam dizisindeki gibi bir eşcinsel karakteriniz varsa onu kadın bir karaktere dönüştürürseniz konunun da birçok yönüyle değişmesi gerekir. O zaman da bunu başarıyla yapmak ip üzerinde dans etmeye benzeyebilir.

 

 

                          

 

 

7-Eskisi ne kadar sevilirse o kadar sorun: Uyarlama yaptığınız roman, dizi veya film çok seviliyor olmasa zaten onu uyarlamazdınız öyle değil mi? Ama eğer efsane mertebesine erişmişse bu sizin için problem. Dünyanın dört tarafında milyonlarca hayranı olan diziler, klasikleşmiş romanlar, yıllardır defalarca izlenen filmler... Yenisini yapmak zor olanı, bunu başarmak için yeni bir bakış açısı getirmek gerekli. 

 

8-İstediğiniz zaman bitiremezsiniz: İşleri istenildiği gibi gitmediği veya herhangi bir sebeple bitirilmesi gerektiği zaman orijinalindeki sona uymak en doğru olanı... Ama ya orijinal dizi hala bitmediyse ne olacak? O zaman iş başa düşüyor ve yeni bir son yazmanız gerekiyor. Bu sonun da çok çarpıcı, çok yeni, çok farklı olması gerekiyor ki henüz bitmemiş bir diziyi siz kilometrelerce uzakta bitirebilesiniz. Ama bu kadar titiz değilseniz sorun yok.

 

 

                          

 

9-Modernize etme sorunsalı: Bazen roman uyarlamaları yapılırken o eserin geçtiği dönem tercih edilmeyerek günümüze uyarlanması tercih ediliyor. Ama modernize ederken de dönem eserinin geçtiği dönemde teknolojiden giyime, mekanlardan geleneklere kadar herşey farklı olduğundan titiz davranılması gerekir. Aşk-ı Memnu gibi iyi bir uyarlamadan yola çıkarak bunun yapılmasının imkansız değil ama güç olduğu kesin. Ama William Shakespeare klasiği Romeo ve Juliet bile modernize edilerek beyazperdeye aktarıldı. Ama herkes Baz Luhrmann olamaz, kabul etmeli!

 

10-İzleyici kitlesi genç: Eğer popüler bir diziden uyarlama yapılıyorsa bu yapımın dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de sayısız hayranı bulunur. Genç nesil de gün boyu sosyal medyada yazar, çizer, eleştirir, kıyaslar. Dolayısıyla eğer ilk yapım kadar iyisini yapamazsanız bu kitle sizi yerden yere vurmaya hazır beklemektedir.

 

Yani sonuçta, uyarlama yapmak çoğu zaman zordur. Çünkü iyi yapılmış bir işin yenisini yapmak üzere kolları sıvamışsınız demektir. Bir de başı sonu bilinmesi riski de üzerine tuz biber olur. Ama Titanic'in batacağını da bildiğimiz halde nasıl batacağını izlemek için saatlerce filmini izlemedik mi?