Bu Tarz Kimin?
02.12.2014 21:10

Açıkçası gündüz kuşağı program izlemeyi pek seven biri değilim. Ev dekorasyonu, yemek, biçki, dikiş nakış, izdivaç, gelin kaynana ilişkileri, çocuk bakımı gibi konulardaki çeşitli programlar, şarkılı türkülü sohbetli kadın programları, bir de Müge Anlı stili, ''Kaynım kızımla kaçtı, 5 haftadır kayıp'' gibi programların hakim olduğu kuşak benim için ölü kuşak.. Ancak birkaç haftadır önce kenarından köşesinden izlediğim, sonra özellikle gece yarısı yazı yazarken tekrarları sebebiyle bayağı bir sardığım moda programı ''Bu Tarz Benim'' istisna oldu. 

 

Şimdi istisna olduğunu söylerken şuna değinmem de lazım. Programın ''ya ben şimdi bunu niye izliyorum ki'' diye kişiye kendi kendine soru sorduran bir yönü gerçekten var. Ama ben erkeklerin dahi bu programı izlediğini kendi çevremden, sözlük yazıları ve yorumlardan iyi biliyorum. Bir de Nurella yani Nur Yerlitaş gibi bir faktör var ki evlere şenlik. Yüz ifadeleriyle yapılan capslerin sosyal medyada dolaşmaya başlamasıyla program hakkında bilgisi olmayan, bir kez bile izlemeyenler bile ismini duydu. Eh reklamın iyisi kötüsü olmaz. 

 

İlk izlemeye başladığımda geçen sezonlarda ekranda olan ''Bugün Ne Giysem'' gibi bir format bekliyordum. O programı yarışmacıların adeta dövüldüğü, gözyaşları içinde kaldığı, zaman zaman da çeşitli acı verici hikayelerle (kanser, ailenin kaybı, iflas gibi) gelen yarışmacıların tarzları çok iyi olmasa da moral olsun diye finale bırakıldığı bir yarışma olarak hatırlıyorum. Bir de o zaman yarışmacılar sabit olmadığı için insanda kafa karışıklığı yaratıyordu. Yeni formatta yarışmacılar sabit. Yani bütün kahramanları tek tek tanıma fırsatı olmuş, böylece de bir nevi Brezilya dizilerini andıran entrika, intikam, öfke, eğlence, karmaşa birarada mini bir dizi haline gelmiş Bu Tarz Benim.. Moderatörlüğünü yapan Öykü Serter'in de kaderinden midir nedir nerede yarışmacıları birbiriyle sorunlu, arkadan iş çeviren, tartışan bir program olsa elinde mikrofon, çelik sinirleriyle hazır ve nazır ona iş düşüyor. Şimdi burada da cool havalarıyla Serter işbaşında. Yalnız geçenlerde bir açıklamasına gerçekten güldüm. ''Sayın seyirciler, ben Nur Serter'in kızı değilim. Herkes öyle zannediyor, bunu da buradan açıklamak istiyorum. Benim annemin adı X (şimdi hatırlamıyorum)'' dedi. Şu sosyal medya nelere kadir..

 

Her gün birbiriyle uzun uzun tartışılan programda jüri üyelerinin ise her biri farklı enteresan durumlara imza atıyor. Bu arada da bu yarışmacılarla bir ''Allah sabır versin'' demek istiyorum. ''Benim gözlüğümden'' son tahlilde halen orada bulunan yarışmacılar ve jüri üyeleri ise teker teker bakıldığında şöyle:

 

 

-Nur Yerlitaş: Artık yüz ifadelerinin ortalıkta dolaştığı capsleri ile bir ekran fenomeni olan Yerlitaş, bu durumdan hem memnun hem de içten içe azıcık bozuluyor gibi görünüyor. Yarışmanın ''ne şiş yansın ne kebap'' ablası konumundaki Yerlitaş'a ''Nurella'' diyorlar. Nutella'dan gelme bir isim mi onu da bilmiyorum. En can sıkıcı yarışmacılara bile ''Ay o benim canım'' nidalarıyla kucak açan Yerlitaş, enteresan çıkışlar da yapmıyor değil. Durup durduk yerde kendi halinde yerinde oturan Tuğçe'ye ''Ne yılan gibi bakıyorsun'' diyen Yerlitaş, zaman zaman da yarışmacılarla küslük, barışlık durumları yaşıyor. Sık sık elindeki hediyeleri kızlara dağıtan Yerlitaş, yurt dışından aldığını ve Türkiye'de ''asla bulunmadığını'' söylediği değerli parfümünü bile armağan etti. Ara sıra tansiyon aletini çıkarıp tansiyonunu, nabzını da ölçen nam-ı diğer Nurella, ''tarz'' bulduğu kızlara önündeki kuş biblolarını kaldırarak ''tarzsın'' diyor. Tarz bulmazsa da ''kuşlar öldü'' diye ağlak surata bürünüyor. Jürinin binbir suratlı divası. Bir de gülerken öksürmeye başlamasıyla meşhur. Duyduğuma göre zatürree teşhisiyle tedavi de görüyormuş. Kendine dikkat etsin!

 

-Ivana Sert: Bildiğiniz gibi.. Kırık Türkçe'si ile birkaç yıldır kendine verilen ''ikoncan'' unvanının içini doldurmaya çalışan ithal güzel, Nur Yerlitaş'a ''Nuri'' demekten yeni vazgeçti. Çorapların mutlaka opak çorap olmasını istiyor, ''bacak boyunu'' bölmemesi için opak çorabın süet veya güderi ile tamamlanmasını şart koşuyor. Fazla suya sabuna dokunmuyor ama son bombasını, ikiz yarışmacılardan Aycan'a ''hamile gibisin'' diyerek patlattı ve yarışmacıyı ağlattı. Neyse ki sonra özür diledi. Yarışmacılar arasındaki tartışmaların gerim gerim gerdiği Ivana, ortamı tek kişilik eğlence alanına çeviren Özlem Özden'e, ''Yalanı sevmiyorum'' diyerek kapıyı gösterdi ama onun oyu yeterli olmadı. Tarz bulduğu yarışmacılara Yerlitaş'ın kuşlarına nazire olsun diye getirdiği parmak şeklindeki biblolarla not veriyor. Parmak yukarıysa tarz, aşağıysa tarz olmadığı anlaşılan yarışmacıların ondan oy alması çok kolay değil. İşi ayakkabı üzerine olduğu için ayakkabısı ve çantası kötü olan yanıyor.

 

-Kemal Doğulu: Jürinin sevimli ''cool'' üyesi. İlk izlediğimde Hakan Akkaya'nın kötü bir taklidi gibi gelmişti. Ancak zamanla öyle olmadığını gördüm. Yerinde tespitleri var, kavgaya, tartışmaya prim vermiyor. İşi saç ve makyaj üzerine olduğu için eğer saç ve makyajı kötüyse yarışmacılar sınıfta kalıyor. Uzun uzun övülen yarışmacılara, ''Ben seni bugün beğenmedim'' demesiyle şaşırttığı zamanlar oluyor. Bir de kendisi gerçekten çok tarz giyiniyor. Yarışmacıların saçlarını iki taş arasında kesip model vermesiyle de tanınıyor. Yarışma sırasında ismini iyice markalaştırıp parladığı düşüncesindeyim. Ancak bir daha şarkı söylemezse mutlu olacağımı da belirtmem lazım. Gerçekten bayağı kötü bir sesi var. Ama kendi alanında geleceği iyice parlak. Jüride olması büyük artı.

 

-Uğurkan Erez: Şahsına münhasır enteresan bir kişilik. Daha önceki yarışmalarında çok dikkat etmediğim bir yönü var ünlü koreografın, ''kardeşiiimmm'' diye söze başladı mı insanın gülesi geliyor. Üzerinde çalıştırdığı koreografilere uymayan, podyumda kötü yürüyen, kendini geliştirmeyen yarışmacılar, onun da jüride olduğu Cumartesi günleri yapılan eleme gecesinde gazabına uğruyor. Bu arada notu gerçekten kıt. Ondan 5 almak bir mucize…

 

-Özlem Özden: Yarışmanın kendinden en çok söz ettiren ismi. İlk geldiğinde miki fareli komik jeanler giyiyormuş, ona yetişemedim, ama bir ara tekrar ekrana getirdiklerinde gördüm, Salı Pazarı işi.. Son dönemde sponsor desteğiyle olduğu iddia edilen yeni tarzıyla jürinin gözüne girdi. Oturduğu yerden jüri üyesiymiş gibi yorumlar yapıyor, ''hiç tarz bulmadım, bunu düzelt'' gibi eleştirileriyle zaman zaman güldürüyor. Diş hekiminin kim olduğunu merak ettiğim yarışmacı, sinir harbinde başarılı, sürekli ağzına pek sığmayan dişlerini göstererek gülümsüyor. Bazı dizi filmlerde yardımcı rollerde yer aldığını söyleyen arkadaşlarının neredeyse tamamı ondan nefret ediyor. Oyunculuk yeteneğini de zaman zaman yarışmada gösteren Özden, bir şekilde amacına erişmiş gibi görünüyor. Son dönemde kestirdiği saçlarının modeli ise gerçekten takdire değer. Hürremğla Sultan kostümü giyip yere yığılıp bayılma atraksiyonu ile ilgi çeken Özlem, canı isterse ağlayabiliyor.

 

-Nur Bozar: Ekrandaki birçok oyuncu ve mankenden çok daha güzel bir fiziğe sahip olan Bozar, ilk haftalarda güzelliğiyle çok dikkat çekince diğer yarışmacıların oklarını üzerine çekmiş, ben o dönemi kaçırdım. Eleştiriler karşısında sessiz kalarak, Avrupa Yakası'nın Şahika'sının deyimiyle ''hanımefendi çizgisini bozmayan'' Nur'un en büyük düşmanı Ayşegül. Ivana Sert'in girişimiyle sözde barışan ikilinin her an yeniden tartışma olasılığı yüksek. Arada birkaç kıyafeti dışında çok farklı bir tarz çizmeyen Nur Bozar'ın en büyük silahı güzelliği. Ne giyse yakışır fiziğiyle son haftalara kadar kalacağını düşünüyorum.

 

-Ayşegül Doğan: Moda tasarımcısı olmasına rağmen her genç kızın üzerinde görülebilecek kıyafetlerden oluşan bir çizgiye sahip olan Ayşegül Doğan'ı susturmak imkansız. Sürekli ilginç çıkışlarda bulunan ve bir ara Nur Bozar'a kafayı takan yarışmacı, diğerleri arasında en minyonu. Boyunu takıntı haline getiren Doğan'ın, ''Evet çantama laf atıyorsunuz, boyum küçük diye çantam büyük değil mi'', ''Boyum kısa diye mi botlar bacak boyumu kesmiş" sözleriyle gülümsetti. Jüri üyesi Nur Yerlitaş ile de bir dargın bir barışık olan Ayşegül'e en güzel ayarı ise Kemal Doğulu veriyor. Ara sıra gözyaşlarına boğulmasıyla da meşhur.

 

-Tuğçe Ergişi: Parodi hesaplarda sürekli ti'ye alınan Ergişi'nin Yılmaz Morgül'e benzetildiği caps yarışmada da gündeme geldi. Özlem Özden'in ''Yılmaz Morgül ile bir akrabalığın var mı?'' demesiyle ağlamaya başlayan Ergişi, sık sık sıkıntılı maddi durumunu ve annesinin kanser tedavisi gördüğünü gündeme getiriyor. Çok sık ağlayan Ergişi, aşırı derecede zayıf, bir dönem anoreksiadan da musdaripmiş. Acilen birkaç kilo alması gereken Tuğçe Ergişi, ileride model olarak yaşamını sürdürebilir. Çok ince olan bacaklarının ortaya çıkmadığı kıyafetlerle oldukça güzel görünüyor. Tuğçe de yarışmanın çok polemiğe giren isimlerinden. 

 

-Ezgi Baylar: Tek evli yarışmacı olan Ezgi, Bu Tarz Benim'in en güzel fiziğe sahip isimlerinden. 1.5 yaşındaki kızı ve eşiyle de yarışmada boy gösteren Baylar'ın ailesinin görünmesi kendisi için artı puana dönüşecek gibi görünüyor. Manken fiziğine sahip eşiyle katıldığı eleme gecesinde puanları toplayan Baylar, polemiklerden uzak durmaya çalışıyor, ancak zaman zaman istemeden kendini içinde buluyor. Çok zarif ve farklı bir tarza sahip olan Baylar'ın birincilik tacını giymesi olası.. Kemal Doğulu'nun en fazla ''tarzsın'' dediği isim.

 

-Nurcan-Aycan Şencan: Eğer bu yarışma ''farklı bir tarza sahip olmayı'' gerektiriyorsa başa güreşecek isimlerden biri bu ikizler.. Yarışmada ''tek kişi sayıldıkları için'' aynı çizgide veya uyumlu giyinmeleri gereken kızların işi bu nedenle zor. Ancak her seferinde değişik kombinlerle boy gösteren ikiz kızlar, yarışmanın en suya, sabuna dokunmayan üyeleri. Ayrıca çok güzel dans ediyorlar. Birçok yönleriyle onlar da Kemal Doğulu'nun favorilerinden.

 

-Gizem Güler: Dizi oyuncusu. Aslında birkaç haftadır eleneceğini düşündüğüm, ama halen sıra gelmeyen isim. Fahriye Evcen'e benzerliğiyle dikkati çekiyor, çok başarılı bir tarzı yok ve bu da sık sık dile getiriliyor. Yakın zamanda elenmesi muhtemel.

 

-Merve Keklik: Şu anda yarışmanın en zayıf halkası. Yarışmaya henüz katıldı. Sessiz, sakin, polemiklere girmek istemiyor, ancak Özlem Özden'in Ayşegül'ü elemek için kendisini yanına çekmek istediğini itiraf etmesiyle ortalığı biraz karıştırdı. Özlem bunu inkar etse de Merve Keklik'in doğru söyleme olasılığı yüksek olduğundan Ivana Sert'in eleme gecesi ''Yalandan hiç hoşlanmıyorum'' sözleriyle Özlem'in ismini vermesine neden oldu. Hafta içi yeni tartışmalara neden olacak bu dinamitin fitilini ateşleyen Merve, modellik yapmasına rağmen fazla bir ışığı yok.