Mucize: Doğu'da bir Notre Dame'ın Kamburu
03.01.2015 00:24

 

Burcu B. Bilgin

 

Hayat mı sinemaya, sinema mı hayata öykünür.. Yaşamın gerçekleri sinemada, sinema perdesinde gördüklerimiz hayatta birbirine karışır, çoğu zaman film karesinde hissederiz kendimizi ya da film karelerini hayatımızın içinde.. Birçok biçimde birbirine geçen hayat/sinema ikilisini, kurgusal gerçeklik duygusuyla edebiyatta da görmek mümkün. Tıpkı Mahsun Kırmızıgül'ün son filmi Mucize'de yaşandığı gibi..

 

Aslında işlenişindeki detaylar ile gerçek hayata benzerliği birebir midir düşünmekle beraber, Mucize'nin sonunda filmdeki ailenin günümüzdeki fotoğraflarını görmesem, Kırmızıgül, senaryoyu yazarken Notre Dame'ın Kamburu'nu sinema diliyle modernize ederek 1960'lı yıllara taşımış diye düşünmüştüm. Kafamda da henüz sinema salonunda öyle bir yazı tasarlamıştım. Ancak filmin kahramanına ilişkin bu ayrıntı, yazımın iskeletini değiştirdi. Katedral zangocu talihsiz kambur Quasimodo'nun, güzel çingene kızı Esmeralda'ya aşkının benzerinin Türkiye'nin bir köyünde, temel hatlarıyla olsa dahi yaşanmış olduğu gerçeği bence Mucize filmindeki en ilginç mucize bence.. 

 

Uzun bir süredir basında çekim sürecinin sıkça yer alması nedeniyle ''beklenti çıtasını'' yükselten film, 1960'lı yıllarda, Ege'den Doğu'da Zaza'ların yaşadığı bir köye tayini yapılan bir öğretmenin (Talat Bulut) burada engelli bir genç olan Aziz (Mert Turak) ile yakından ilgilenmesinin, öğretmenin ilgisi ile evlendirileceği güzel bir kadında bulacağı aşkın bu gencin hayatını değiştirmesinin öyküsü..

 

 

                               

 

-DİŞ MACUNU GİRMEYEN KÖY-

 

Sinema literatürümüzde bir terimimiz var: ''Mahsun Kırmızıgül filmi''.. Yani, Mahsun Kırmızıgül'ün filmlerine bakıldığı zaman, ''otel lobisinde açık büfe kahvaltı tadında'' bir araya toplanmışlık göze çarpıyor ya.. Trans ve eşcinsel bireylerin sorunları, köyden kente göç, köylerin boşaltılması, gurbetçilerin problemleri, terör gibi her konuyu aynı yapımda toplamaya çalışmak gibi bir kaygı güderdi Kırmızıgül.. ''Mucize'' filminde ise bunu yapmamış, ayrı bir yol çizmiş..

 

 

Her filminde ''ortaya karışık menü'' hazırlayan Kırmızıgül'ün yeni filmi ''Mucize''nin bence ilk farkı burada.. Güneşi Gördüm, New York'ta Beş Minare filmlerinde birbiriyle zaman zaman çok da örtüşmeyen bir sürü temayı harmanlamayan Kırmızıgül açısından bunu Mucize filminde tekrarlamaması bir artı.. Görüntü yönetmeni Soykut Turan ise bence filmin asıl kahramanı.. Doğayı, hayvanları, gün batışı, doğuşu, kar ve manzarayı ''film karesinde'' bütünleştiren Turan'ın filmin dramatik müzikleriyle buluşan görüntüleri filmi izlenir kılıyor.

 

Ancak filmin en büyük handikaplarından biri dram ile komedinin enteresan geçişlerle iç içeliği... Dedik ya birkaç tema birlikte değil diye.. Ancak bu sefer de köy halkının ''Kur'an okuması, ağzının kokmaması, dişlerinin inci gibi olması, ip üzerinde düzgün biçimde yürümesi, yemek tariflerini iyi verebilmesi'' gibi komik kriterlerle görücüye gitmesi, gelinlerin şaşı veya çürük dişli çıkması, köyün yoksunluklarıyla ilgili espriler, hele ki bütün köylülerin biraraya gelerek uzun uzun şakalaşması, filmin süresini fazlasıyla uzatıyor. Yani dramdan vuramazsak seyirciyi komediden fethedelim düşüncesi mi var bilinmez.. Benzeri bir komedi/dram birlikteliği, Vizontele filminde başarıyla uygulanmıştı Yılmaz Erdoğan tarafından, ama Kırmızıgül'ün filminde iki öğe arasında tam bir bütünleşme yok ve bu da Shakespeare'in komedileriyle dramlarını aynı eserde toplamış gibi bir etki yaratıyor.

Ancak tüm köy halkının dişlerinin hiç fırçalanmamış, çürük çarık olması esprisi, Mahsun Kırmızıgül'ün canlandırdığı Bozat karakterinin sanatçının gerçekten şaşı olup olmadığını düşündürmesi, kardeşlerin nasıl bir eş isterse tezatının görücüye gidilerek eş olarak karşılarına getirilmesi, filmi eğlenceli yapan ayrıntılardan..

 

 

                              

 

 

 

-SEZAR'IN HAKKI FAZLASIYLA SEZAR'A...

 

Adnan Menderes'in asılmasının hemen ardından ''mektebi bile olmayan köye gönderilen muallim'' karakteri, usta oyuncu Talat Bulut cephesinde bir ilk değil. Daha önce de Zülfü Livaneli'nin Mutluluk filminde kırsal kökenli insanları eğiten kent soylu rolünde yine Talat Bulut'u izlemiştik. Oyuncu, benzer ustalıkla bu kez köy muallimini canlandırıyor ve son yıllarda izlediğimiz çerçevesine bir kez daha oturuyor.

 

 Cezmi Baskın, Ali Sürmeli, Erol Demiröz, Meral Çetinkaya, Yıldıray Gürgen, Büşra Pekin, Nazmi Kırık gibi sağlam oyuncuların filmin büyük artıları olduğunu belirttikten sonra asıl konumuza gelmek istiyorum. Mert Turak'ın engelli Aziz karakterindeki performansı parmak ısırtan cinsten. Piyasa işi dizilerde görünmeyen oyuncuları çok tanımayan bir izleyici kitlesinin bu filmle oyuncuyu keşfetmesi, Mucize'nin en büyük katkısı oluyor bence Türkiye Sineması adına..

 

Aziz'in kar yağınca duyduğu sevinç, yağmur altında, ürkütücü savaş dansını andıran halleri, yürüyüşü, konuşması, burnunun ve salyalarının akması, heyecan anında yaşadıkları, atıyla konuşması ayrı ayrı Turak'ın yeteneği sayesinde filmi izlenir kılıyor. Daniel Day Lewis'e Oscar ödülü getiren Sol Ayağım filmindeki performansı, yıllar sonra bu sayede gözümün önüne geldi. Evlendirildiği Mızgın'a olan aşkı ise komedi sahnelerinin fazlasıyla uzadığı filmde çok daha detaylı işlenebilirdi. Bu yönüyle Aziz'in aşkı havada kalıyor biraz, asıl önemli konu olması gerekirken..

 

Sonuç olarak.. Hikaye olarak çok yeni ve farklı olmayan, işleniş olarak kimi sahneleri uzun tutulmuş, komedi/dram ayarı hafif sıkıntılı, oyunculuk yönünden gayet başarılı, görüntü yönetmenliği ve müzik konusunda ise sınıfı bir değil birkaç kez geçen bir film Mucize.. Çok kaliteli yapımlar çıktığını iddia edemeyeceğimiz, ''çok düzeyli olmayan komedi filmleri geçidi'' olan sinemamız açısından Mucize'nin genel ortalamanın altında değil üzerinde olduğunu söylemek durumundayım.. Görüntü ve müzik konusundaki ustalığını senaryolara da taşısa Türkiye Sineması zaten dünyada kendine çok iyi bir yer edinebilecektir, bir kez daha vurgulamak zorundayım.

 

Dramatik finaliyle ''bolca gözyaşı döktüren'' filmden en aklımda kalan ise şu cümle oldu. Sanırım yıllar sonra bile Mucize'yi öyle hatırlayacağım:

Kış geliyor. Kar düşünce 8 ay burada mahsur kalacağız.
Mektup yazacaksan şimdi yaz ki, cevabı ancak 8 ay sonra gelir. Biz burada 8 ay Allah'a, 4 ay devlete bağlıyız..."