Uyuyana Kadar: Yılın gerilim filmi mi?
17.12.2015 02:21

 

 

Burcu B. Bilgin

 

Bir ölçü 50 Öpücük, bir ölçü Magnolia, bir ölçü Kayıp Kız, bir ölçü Momento'yu alın, içine Nicole Kidman filmi The Others'ı katın, biraz True Detective havası verin.. Alın size yeni bir film..

 

Bu kadar ilgisiz film bir arada nasıl bir film diye merak eden varsa, çok da uzun bir film değil, 70 dakika kadar sonra zaten öğreniyorsunuz. ''Uyuyana Kadar-Before I Go to Sleep'' aslında beklenti çıtasını yüksek tutmazsanız sizi çok üzmeyecek bir film. Amerikalı ünlü gerilim yazarı S.J Watson'ın kaleminden çıkmış, yönetmenliğini Rowen Joffe'un üstlendiği (28 Hafta) filmin kadrosu çok güçlü. Filmde, artık gerilim ve korku sineması ile iyiden iyiye özdeşleşen Nicole Kidman, Zoraki Kral filminden sonra romantik komedilerden kendini iyice soyutlayan usta İngiliz aktör Colin Firth ile Oscar yarışında şimdiden adı geçen Imitatiton Game filminde de rol alan Mark Strong var. 

 

Aslında ''Yılın Gerilim Filmi'' olmaya aday bir yapım olduğunu işittiğimde S.J Watson'ın kitabını araştırmış ve çok methini duymuştum. Kitabı okuyanlar, bir türlü ellerinden bırakamadıklarını, Gillian Flynn'ın ''Kayıp Kız-Gone Girl'' kitabıyla yarışabilecek bir gerilim hikayesi olduğunu yazmışlar. ''Kayıp Kız''ın önce kitabını okumuş, hatta üst düzey bir yapım olan filminin bile önüne koymuşken, onunla yarışabilecek bir kitaptan uyarlanan filmin de başarılı olabileceğini düşündüm.  

 

Film, ''Gözleri Tamamen Kapalı-Eyes Wide Shut'' filmine-ki Nicole Kidman'ın o zamanki eşi Tom Cruise ile rol aldığı yapım-benzer bir sahneyle açılıyor. Christine (Nicole Kidman), eşi Ben (Colin Firth) ile aynı yatakta uyanıyor. Sonra banyoya gidiyor, aynaya bakınca çok şaşırıyor. Yaşamının 14 yılını hatırlamadığı için kendini bir anda 44 yaşında bulan Christine, aynaya baktığında düğün fotoğraflarının yapıştırılmış olduğunu görüyor. Ardından odaya gidiyor, karşısındaki adam soruyor: Sen kimsin? ''Ben senin kocanım, ismim Ben'' diyen adam, sonra vedalaşıp çıkıyor ve Christine bir telefon alıyor: Ben Doktor Nasch, senin hastalığınla ilgileniyorum. Sana hatırlatmak için aradım, şimdi git ve dolabı aç. Oradaki gizli göze bak''.. Sonraki her günü aynı senaryoyla başlayan Christine, tıpkı 50 Öpücük-50 First Dates filmindeki gibi aynı günü tekrar tekrar yaşıyor. Her seferinde gün boyu yaşadıklarını kameraya kaydediyor, sonra unutuyor. Sabah yine sıfırlanmış hafıza ile uyanıyor.

 

 

                                              

 

-Konu ilginç ama...-

 

Her ne kadar en önemli benzeri bir romantik komedi filmi olan 50 Öpücük olsa da gerilim türüne giden bir konusu var Uyuyana Kadar filminin.. Her sabah yeni bir hayata gözlerini açan Christine'in bu hala gelmesine neden olanları arayışı, filmin gerilimini sürekli olarak artırıyor.

 

Christine, bu araştırmalarını yaparken şaşırtmacalarla yoluna devam eden film, tam da ''Tamam böyleymiş'' dediği noktada seyirciyi bir kez daha başa çekiyor. Farklı duygular yaşayan Christine de en az seyirci kadar her seferinde başa doğru gidiyor, sona ilerlediği noktada da ''kaderi unutmak'' olduğu için elinde yine pek bir şey kalmıyor.

 

14 yılını unutan kadının elindeki ipuçları tükenmeye başladığı noktada film de gerilimin en yüksek olduğu anlarına ulaşıyor. Ancak o sırada öyle bir şey oluyor ki birden ısınıp ısınıp da buz gibi suya atılmış gibi hissediyorsunuz kendinizi.. 

 

Film, yakışıklı/güzel, iyi kalpli, zeki, duyarlı olduğu halde size çekici gelmeyen bir kadın veya erkek gibi.. Oyuncular Nicole Kidman, Colin Firth ve Mark Strong başarılı, filme kaynaklık eden kitap sürükleyici, teknik yönden bir sorun yok, hikayede mantık hataları yok gibi bir şey... Ama film nedense biraz eksik, ama eksikliği bulamıyorsunuz..

 

Süresinin kısa olması nedeniyle de çok sıkmadan bitiyor Uyuyana Kadar... Yılın Gerilim Filmi iddiasıyla çıktıktan sonra tam o aradıklarınızı bulamıyorsunuz.. Biraz tuzu eksik kalmış yemek gibi bir film neticede.. İzlerseniz pişman olmazsınız, ama izlemezseniz de..