Süper kahramanları tokatlayan film..
17.12.2015 02:12

 

Burcu B. Bilgin 

 

İnsanoğlunun üstesinden gelemedikleriyle savaşımını ''ekstra güçlerle'' donatılmış ''süper kahramanlarla'' yapma fantezisi, son yıllarda özellikle Hollywood sinemasında bir salgın halini aldı. Spider Man, Wolverine, Superman, Batman gibi hep süper mi süper erkeklerin göklerde uçtuğu, bir yumrukta yeri göğü yıktığı, gökdelenlere tırmandığı, buna mukabil kimsenin onları gündelik hayatında tanımadığı öyküler paraya pula doymazken, ''emekli'' bir süper kahramanın varoluş mücadelesini anlatan ''Birdman'', bu filmlerin tamamına tokadı vurdu. 

 

Oscar ödülünü ''En İyi Film'', ''En İyi Yönetmen'', ''En İyi Özgün Senaryo'' ve  ''En İyi Görüntü Yönetmeni'' dallarında evine götüren Birdman, son dönem Hollywood filmlerinin deneysel türdeki en başarılı yapımlarından.. Babil, 21 Gram, Biutiful, Paramparça Aşklar Köpekler gibi çok başarılı yapımlara imza atan Alejandro Gonzalez Inarritu'nun yönetmen koltuğunda oturduğu ''Birdman'' filminin senaryosu da Inarratu'nun yanı sıra, Nicolás Giacobone ve Armando Bo'nun imzasını taşıyor. Film, her ne kadar Türkiye'de ''Atmaca'' ismiyle gösterime girmeye (28 Şubat 2015) hazırlanıyorsa da, aslında ''ironik ismini'' efsane süper kahraman Batman'a nazire olsun diye almış..

 

''Birdman/Batman'' göndermesini yapan filmin başrolünde de sinemanın ilk Batman'i Michael Keaton'ı yer alıyor olması, filmdeki bir başka zekice planlanmış unsur.. Filmin diğer oyuncuları, Edward Norton, Zach Galifianakis, Emma Stone, Naomi Watts, Andrea Riseborough ve Amy Ryan.. Film, yıllar önce rol aldığı Birdman karakteriyle parlayan, milyon dolarlar kazanan, Hollywood'un en ünlü ve çok kazanan aktörleri arasına yerleşen, ama sinemada bu filmler dışında bir başarısı olmayan, oyunculuğu sorgulanan Riggan Thomson'ı canlandırıyor. Thomson, kariyerine popüler yapımlarla başlayan birçok oyuncunun ''sanatta basamak atlamak'' için seçtiği bir yoldan gidiyor ve bir tiyatro oyunuyla Broadway'e açılmaya karar veriyor. Raymond Carver uyarlaması ''What We Talk About When We Talk About Love'' ile Broadway sahnesinde ilk kez var olmaya hazırlanan Thomson, yine birçok Hollywood aktörü gibi hem uyarlamayı yapıyor, hem yönetmen, hem de başrol oyuncusu oluyor.

 

 

                                 

 

 

-Kafası iyi çılgın aktör

 

Bu başarılı kara komedide her bir replik ve sahne, dikkatle izlendiğinde başka bir gönderme yer alıyor. Edward Norton'ın canlandırdığı Mike Shiner (soyadına dikkat) oyun provaları sırasında başına kiremit düşen başrol oyuncusunun yerine geçiyor. Mike'ın ''yükselen yıldız'' olduğu kritiklerini dikkate alan Riggan, tüm varını yoğunu bu kaprisli yıldıza vermek için evini bile ipotek ediyor. Edward Norton'ın rol aldığı Dövüş Kulübü filmine de sık sık göndermeler yapan filmde, özellikle Riggan ile Mike'ın ''dövüş sahnesinde'' Batman/Birdman'e benzer bir atıfta bulunuluyor. Mike'ın küçümsediği, artık modasının geçtiğini söylediği Riggan, genç aktörden ''Seni kimse tanımaz, burası benim kentim'' sözlerini duyduğu sahnede, 3 çocuklu orta sınıf bir ailenin eline tutuşturduğu iphone ile bu kez kendi gerçekliğiyle yüzleşiyor. Yani orta sınıf sinema izleyicisi de seni tanımaz, sen Broadway'de var olsan, sanat seyircisinin baş tacı olsan dahi..

 

Özelde Broadway'in, genelde tiyatro dünyasının iç dinamiklerine de arka arkaya tokatlar vuran film, ''Benim gerçekliğim sahnede'' diye tutturan, buna karşın binlerce dolara solaryum yatağı aldırıp kulise getiren Mike'ın kimliğinde de kaprisli super star tiyatro oyuncularını ti'ye alıyor. Sahnede ereksiyon olup rol arkadaşıyla beraber olmak isteyen Mike'ın kimliğinde ''sanattır tek gerçeklik'' düsturuyla egosu şişen tiyatroculara ayna tutuyor.

 

 

                                

 

 

-New York semalarında bir uçuş

 

Kara komedideki bir başka eğlenceli detay da ''emekli süper kahramanın'' gerçekten süper güçlerinin olduğuna inanması. Birdman karakterinin ona sürekli ''gerçekleri fısıldadığı'' Riggan, gerçekten kiremitleri hareket ettirdiğine, yerden bilmem kaç santim yükselebildiğine, cisimleri oynattığına inanıyor.

 

Nefes alıp vererek sürekli kendi kendine telkinler yapan Riggan, giderek yaşadığı kişilik bölünmesi ve neredeyse şizofreniye kadar giden ruhsal sıkıntılarını ''Birdman'' karakteriyle yüzleşerek dışa vuruyor. Filmin zirve sahnelerinden biri de Hollywood süper kahraman ve aksiyon filmlerini yumrukladığı ve görsel efektlerle beslediği New York sokaklarındaki Birdman/Riggan sohbeti oluyor.

 

Film, tiyatro eleştirmenlerini, izleyicisini, oyuncularını olduğu kadar günümüzün yükselen değeri sosyal medyayı da masaya yatırıp tokatlıyor. Bunun için de oyunuyla isminden söz ettiremeyen Riggan'ın kapı üzerine kapandığı için donla New York sokaklarındaki koşuşturmasını Trending Topic yaparak sosyal medyadan intikamını alıyor. Bu sahneden bahsetmişken görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki'yi de ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Filmin genelindeki titiz çalışmasının yanı sıra, özellikle finale yaklaşırken Lubezki, filmi emsalleri arasında zirveye taşıyor.

Sonuç olarak Michael Keaton'ın verdiği ciddi emeğe rağmen Oscar ödülü alamamasını bir yana koyarsak, bu başarılı yapımın Oscar kazanmasını sevindirici buldum. Kara komedi sevenlerin, süper kahraman filmi tutkunlarının, psikolojik film meraklılarının Birdman'ı mutlaka görmesi gerekir..