Yaz dizilerinde kadının adı yok!
11.08.2015 00:28

 

 

Burcu B. Bilgin

 

Bu sene yaz aylarına reyting rekoru kıran aynı türdeki dizi filmler imza attı. Hemen hemen benzer senaryolara sahip bu dizilerde kadınlara biçilen roller de üç aşağı beş yukarı aynı kapıya çıkıyor. Peki reyting rekortmeni yaz dizilerinde kadın nerede duruyor ve bu diziler neden bu kadar ilgiyle izleniyor?

Esasen bu reytingin sihirli formülü açık… Bu formülün tam ortasında bildiğimiz masalların ve romantik komedi filmlerinin baş kahramanı beyaz atlı prens ve  sıkıntılı hayatından kurtaracak bu prensi bekleyen meşhur kızımız Külkedisi var. Evet ama ne Külkedisi bildiğimiz Külkedisi, ne de prens tanıdığımız Beyaz Atlı Prens… Onları biz Türk usulü yeniden yarattık. Önce ‘’Türk işi Beyaz Atlı Prens’imizi’’ tanıyalım… Öncelikle bu adamlar çok zengin, başarılı, kariyerinin zirvesinde, peşinde sayısız kadının koştuğu, ancak bunlara pek yüz vermeyen dünyalılar. Aynı zamanda müthiş derecede yakışıklı olan Türk usulü Beyaz Atlı Prens, spor salonundan çıkmadığını sık sık havuza atlayıp yüzerek, hemen her fırsatta gömleğini, tişörtünü ‘’offf pek de sıcakladım’’ diye çıkarıvererek gösteriyor. Kadın cinselliğinin kullanılmasının yıllar yılı eleştirilmesinin ardından tüm dünyada trend olan “baklava karınlı yakışıklılar’’ bizim dizileri de zaptetmiş durumda. Bunların erişkin olanlarına Berk Oktay, Pamir Pekin, Barış Arduç, Burak Özçivit, Çağatay Ulusoy deniyor. Game of Thrones, Poldark, Outlander, Vikings gibi yabancı dizilerde de sık sık örneklerini gördüğümüz ‘’tişörtsüz adamlar’’, elbette ki dizilerin baş müdavimi olan ergen kızların yanında her yaştan kadını, hatta ve hatta hiç şaşırmayın ama çoluklu çocuklu, fasulye ayıklayan, güne giden anneleri de ekran başına topluyor. Abi içeride maç izlerken karısının Berk Oktay’ın havuzda nasıl yüzdüğünü izleyip iç geçirdiğini bilmiyor tabii.. Hadi çaktırmayalım!

 

 

                                       

   

    

 

Jane Austen’ın 202 yaşındaki baş kahramanı gururlu ve havalı Mr. Darcy’nin çakması olan prenslerin yolu günün birinde ‘’sakar ve yoksul Külkedisi’’ ile kesişiyor. Neredeyse ‘’genç Bridget Jones’’ diyebileceğimiz, güzel ama maddi durumu nedeniyle son trendlerden habersiz, acayip sakar, sevimli ve patavatsız kız, Beyaz Atlı Prens’in hayatına girince yakışıklımızın çevresine ördüğü duvar yıkılıyor. Yıkılıyor yıkılmasına da o ne afralar tafralar, kızı azarlamalar, tepeden tepeden bakmalar… Ama tabii bunlar hep duyguları anlaşılmasın diye… Söz gelimi ‘’Kiralık Aşk’’ dizisinden Ömer İplikçi, asistanı olan Defne’yi sık sık işten kovuyor. Kovuyor ki sevdasını içine gömsün, öyle değil mi ya! Her sabah patronunun evine gidip kahvaltısını hazırlama görevi bile olan Defne, ‘’bu kahve olmamış, ‘’elbisemi ütület, hala ne geziyorsun ortada’’, ‘’çık dışarııı’’ filan gibi nidalarla karşılaşıyor sık sık… ‘’Full House’’ adlı Kore dizisinin uyarlaması olan ‘’İlişki Durumu Karışık’’ dizisinde de durum pek değişmiyor. Ünlü bir yıldız olan esas oğlan Can Tekin, anlaşmalı evlilik yaptığı Ayşegül’ü sık sık azarlıyor, ev işlerini yaptırıyor, yapılan temizliği beğenmiyor, o da kahve, çay konusunda nedense çok titiz, hiçbir şeyi beğenmiyor. Aşırı derecede obsesif, pantolonun ütüsü, büfenin tozu, gömleğin yakası gibi tuhaf takıntıları olan Beyaz Atlı Prensler, ne zaman ki kız gözyaşı dökse o zaman yelkenleri suya indiriyor. Yani kadınlara sık sık erkekleri yola getirmek istiyorsanız ağlayın, duygu sömürüsü yapın mesajı da alttan alta veriliyor. 

 

 

 

                                      

 

    

-Şehirli, eğitimli kadına yine hüsran

 

    Erkeklerin zengin, yakışıklı, huysuz, İlişki Durumu Karışık’ın Ayşegül’ünün deyimiyle ‘’tam bir hödük’’, kadınların sakar, patavatsız, iddiasız ve sevimli olduğu yaz dizilerinde bir de ‘esas oğlanın yancısı’ en yakın arkadaş ve arayı bozmaya çalışan şehirli, havalı, fettan güzeller var. Bu ‘’yancı oğlan’’, en az maço Beyaz Atlı Prens kadar yakışıklı ve zengin aslında. Hatta bunlardan birini Hülya Avşar’ın ‘’Türkiye’nin uzak ara en yakışıklı erkeği’’ diye tanımladığı Pamir Pekin canlandırıyor. Bonus olarak huysuz olmayan, esprili, uyumlu, efendiden bu adamlar, bütün bu özelliklerine rağmen prens kadar aşık oldukları Külkedisi’nin ancak ‘’dert ortağı’’ olabiliyor. Burada da alttan alta erkeklere ‘’aman şeker şurup bi şey olmayın, kadınları her daim tersleyin ki şansınız açılsın’’ mesajı çakılıyor.

 

 

                                       

 

 

 

Prense aşık şehirli kadının durumu ise daha dramatik. Sex and the City dizisinden fırlamışçasına şık, oldukça güzel, ama kibirli ve sivri dilli bu kadınlar, patavatsız, sakar, hatta kitap okumadığını, sinema ve müzik kültürü olmadığını, öğrenim durumunun lise seviyesinde bulunduğunu sık sık dile getiren Külkedisi’nin karşısında hep yenik. Eğitimli, kariyer sahibi, şık ve güzel metropol kadını batıcı, tercih edilmez, ikinci planda bir noktaya oturtuluyor ki ekran başındaki Külkedileri hayal kurabilsin.

 

   -Lüks ve şatafat dolu hayatlar

 

    Bütün yaz dizilerinde güzellik ve yakışıklılık kadar bir başka değişmez unsur da lüks ve şatafat içinde geçen hayatlar. Son model otomobiller, cipler, ünlü yıldızların kullandığı cinsten lüks minibüsler, havuzlu villalar, beş yıldızlı oteller, uşaklar, hizmetçiler, bahçıvanlar, sosyetik gece kulüpleri, restoranlar, dizilerin vazgeçilmez mekanlarını oluşturuyor.

 

     Ayrıca şık kıyafetler de yaz dizilerinin vazgeçilmezi. 2015 ilkbahar-yaz kadın ve erkek yaz modasını, son trendleri, hatta yeni saç modellerini dizilerden takip etmek mümkün. Dizilerde zaman zaman baş karakterler, sık sık flashback yaparak geçmişe veya birkaç gün öncesine dalıp gidiyor. Şarkılar eşliğindeki bu dalgınlık anları dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş şekilde klip gibi dizinin içine serpiştiriliyor ki süre uzasın, 2 saatlere dayansın.  Buna rağmen şeytan tüyü mü var bu dizilerde bilmiyorum ama kış aylarının iç kıyan dramalarında sonu gelmeyen dakikalar çok daha hızlı geçiyor.

 

    Mütevazı hayatından çıkıp hiç tanımadığı zengin bir hayatın içine giren patavatsız Külkedisi bol bol pot kırarken, elbette ki zamanla Beyaz Atlı Prens’in gönlünü fethediyor. Bu mutluluk çemberinin kış aylarına kadar uzayıp uzamayacağını ise önümüzdeki günler gösterecek.

 

 

 

                                       

 

  

 

-Erkekler böyle kadınlardan hoşlanıyor

 

 Sadede gelirsek neden bunları izliyoruz? Evet hepsi birbirine benziyor. Bu anlattıklarım farklı öykülerin içinde üç aşağı beş yukarı hep aynı. Genç ve güzel kızlar, yakışıklı erkekler, şık kıyafetler, zengin yaşamlar, bol bol aşk, aralara serpiştirilmiş müzikler, yıllar yılı Hollywood ve Yeşilçam da dahil hep işlenmiş klişe konular… 

Bu dizilerin hoşa gitmesinin ardında yatan sebep ise açık... Her ne kadar tersini iddia etse de galiba kadınlar böyle maço tavırlı ama iç dünyasında duygusal, fethedilmesi zor, zengin, yakışıklı erkeklerden, erkekler ise kendilerinden statü olarak  kendisinden daha aşağıda, biraz tabir-i caizse alık, parasıyla, zekasıyla, statüsüyle, kariyeriyle kendilerini ezmeyecek kadınlardan hoşlanıyor. Onları da dizilerde görünce keyifleniyor…

İkinci olarak, gelir düzeyi daha aşağılarda bulunan kadın kitlesi, Beyaz Atlı Prens'in gelip onları daha zengin bir yaşama taşıyacağına hala inanıyor. Kendi çabalamak yerine başkası tarafından özgürlüğünü yitirme pahasına sunulan zengin ve renkli hayatlar, 21. yüzyıl kadının hala en büyük düşü... Kadın, sonuçta bir ayakkabının ayağına uymasıyla önünde açılacak kapılara inanıyor. Kendini masallar diyarının Külkedisi gibi hissediyor. İşin sırrı burada… Sonra da gelsin reytingler….