Cinayetten Nasıl Kurtulursunuz?
09.10.2015 16:26

 

 

Burcu B. Bilgin

 

Hiç kuşkusuz son dönemin en çok konuşulan suç/polisiye dizisi Cinayetten Nasıl Kurtulursunuz/How to Get Away with Murder… Bir hukuk fakültesinin dersliğinde yolları kesişen Annalise Keating ve 5 hırslı öğrencinin hikayesini anlatan dizi, giderek yükselen bir başarı grafiği ve hayran kitlesine ulaştı. İlk sezonuyla büyük ilgi gören dizi, ikinci sezonunda ise çok şaşırtıcı yeni olaylara imza atarak imdb puanını çok yükseltti. Bu da yeni hayranlar demek… 

 

 Peter Nowalk’ın kaleme aldığı, başrolünü 2015 yılında bu diziyle ‘’En İyi Kadın Oyuncu’’ dalında Emmy ödülü kazanan usta aktris Viola Davis’in üstlendiği dizide, onu Annalise Keating rolünde izliyoruz. Annalise’ın öğrencilerini Alfred Enoch (Wes Gibbins), Jack Falahee (Connor Walsh), Aja Naomi King (Michaela Pratt), Matt McGorry (Asher Millstone) ve Karla Souza (Laurel Castillo), asistanlarını Charlie Weber (Frank Delfino) ve Liza Weil (Bonnie Winterbottom) ve sevgilisi polis dedektifi sevgilisini ise Billy Brown (Nate Lahey) canlandırıyor.

 

How to Get Away with Murder, Annalise Keating'in kişisel ve iş hayatı etrafında geçiyor. Konusu kısaca şöyle:

 

Annalise, ABD'nin en saygın hukuk okullarından biri olan, Philadelphia'daki kurgusal Middleton Üniversitesi'nde görevli bir ceza hukuku profesörüdür. Aynı zamanda ceza savunma avukatlığı yapan Annalise, dersini alan en iyi beş öğrenciyi seçerek ekibinde kendisiyle birlikte çalışması için bir grup belirler: Connor Walsh, Michaela Pratt, Asher Millstone, Laurel Castillo ve Wes Gibbins. Kişisel yaşamında, Annalise kocası Sam Keating'le birlikte yaşamaktadır, fakat aynı zamanda yerel bir Philadephia dedektifi olan Nate Lahey ile de gizli bir ilişkisi vardır. Kişisel ve iş hayatı çarpışmaya başlarken, Annalise ve öğrencileri istemeden bir cinayet kumpasına bulaşırlar.

 

 Peki nedir bu dizinin sihri? İşte size madde madde Cinayetten Nasıl Kurtulursunuz?

 

1- Birkaç hikayeyi farklı yönlerden birbirine bağlıyor: Dizinin hem birinci sezonunda, hem de ikinci sezonunda aslında iki ayrı konu var. İlk sezonda hem öğrencilerin Annalise Keating ile çalışmaya başlaması sürecinin işlendiği öykü ile Keating ve ekibinin sonuca başladığı birbirinden ilginç davalar bir taraftan işlenirken, diğer koldan da öğrencilerin karıştığı bir cinayeti örtbas girişimi ilk bölümden başlayarak 15 bölüm boyunca sonuca ulaştırılıyor. Aslında tüm hikayelerin içiçe geçmiş olduğunu bölümler ilerledikçe anlıyor ve girift ilişkiler yumağını izleyici olarak siz de çözmeye çalışıyorsunuz. Ama dikkat edin tüm tahminleriniz bu dizinin zekice ve karmaşık oyunları karşısında boşa çıkacaktır.

 

 

 

                                       

 

 

 

2- Ekran karşısında Sherlock olmayı sevenlerin favorisi: Dizinin ilk sezonunda çözülmesi gereken cinayetler, Lila isimli öğrencinin ölümüyle başlıyor. Tüm olaylar zincirinin başlangıcı olan ‘’kilit cinayet’’ olan Lila’nın ölümünü takip eden bir sürü cinayetler çözülmek üzere seyirciyi bekliyor. Bu arada, özellikle ‘’L.A Law’’, ‘’Ally McBeal’’ gibi bir dönemin meşhur mahkemeli, duruşmalı Amerikan filmlerini özleyenler için de çok farklı ve enteresan vakalar var. Annalise Keating ve ekibinin en zorlu, içinden çıkılmaz, hatta sonucu en baştan belli görünen kimi vakaları nasıl çözüp duruşmaları kazandıklarını izlemek de ayrı bir keyif. 15 bıçak darbesiyle eşini öldürdüğü iddia edilen koca, uykusunda çocuklarının dadısını ‘’istem dışı’’ öldürdüğü savunulan kadın, kilolarca eroin tırlarında yakalanan mafya üyelerinin duruşmaları gibi birçok zorlu vaka mahkeme salonlarında seyirciyi bekliyor. Bu arada, elbette ki ‘’spoiler vermemek’’ için bahsetmediğim iki ana cinayeti de dizi içinde seyredeceksiniz.

 

 

 

                                         

 

 

 

3-Cinayetten nasıl kurtulursunuz: Aslında katile yol göstermek gibi olmasın kişinin, Broadchurch, The Fall, How to Get Away with Murder gibi dizilerde arkasında kanıt bırakmadan, polise yakalanmadan, hatta mahkemeye çıktığında bile çaktırmadan nasıl cinayetten kurtulabileceğine ilişkin ipuçları verildi bile… Özellikle Amerikan hukuk sisteminde ‘’gerçekten birini/birilerini öldürseniz’’ dahi nasıl kurtulabileceğinizi bu dizi sayesinde de bir kez daha öğrenmiş oluyorsunuz. Aman sakın evde denemeyin!

 

 

4-Aslında herkes her şeyi yapabilir mi?: Atasözünde hep söylendiği gibi ‘’büyük lokma ye, büyük konuşma’’… Tek derdi hukuk fakültesinde başarılı bir öğrenci olup mezun olduktan sonra da sağlam bir firmada avukatlık yapmak isteyen 5 gencin sonunda bu amaçlarından fersah fersah uzaklarda neler yapabildiklerine dizi sayesinde tanık oluyorsunuz. Kişilik değişiminin biraz da yer ve şartlarla doğru orantılı olduğunu, zor durumda kalırsa insanın neler yapabileceğini, ‘’en vahşi hayvanın’’ insanoğlunun kendisi olduğunu, yemeyeceği avları öldürmeyen hayvanlardan farklarının da aslında burada görülebileceğini izlemek istiyorsanız yine hiç durmayın…

 

 

 

                                        

 

 

 

5-Karakterler hep sürpriz dolu: Annalise Keating’den başlayarak tüm karakterler, olay örgüsü içinde hiç beklenmedik yönleriyle, hep sürpriz dolu olarak seyirci karşısına çıkıyor. Çalışkan ve hırslı öğrencinin çapkın bir eşcinsel, tutucu görüntülü öğrencinin iki erkeği birden idare edebilecek kadar fettan, çekingen öğrencinin elini kana bulayabilecek kadar soğukkanlı olabildiğini gördüğümüz dizide hiçbir karakter en başta tahlil ettiğiniz gibi çıkmayacak, onu da garanti ediyorum.

 

 

6-Sisteme sert bir yumruk: Dizinin bir başka vurucu yönü de Amerikan hukuk sistemindeki boşlukları, avukatların ve savcıların yeri geldiğinde jüriyi nasıl etkileyebileceklerine ilişkin açıkları nasıl bildikleri, savcıların ve federal yönetimin yeri geldiğinde bir davayı kazanmak için ‘’sahte kanıtlar yerleştirmek’’ veya ‘’yalancı şahide başvurmak’’ da dahil olmak üzere nasıl yöntemleri kullanabileceklerini dizi gözler önüne seriyor. Amerikan sistemine büyük bir eleştiri getiren dizi, yine demokrasinin gücünü gösteriyor. Ne de olsa aynı cesaretle bir dizi çevirip Türkiye’deki hukuk sistemini eleştirmek şu anda ülkemizde hayal gibi bir şey…

 

 

 

                                      

 

 

 

7-Viola Davis’in üstün oyun gücü: Aslında sanırım Viola Davis gibi tartışmasız bir starla aynı dizide rol almak hem şans, hem de dezavantaj olsa gerek. Annalise Keating rolüne öyle bir yorum katıyor ki Davis, diğer oyuncuların ister istemez kendisinin yanında silik olmasına yol açıyor. Aslında herkes rolünün hakkını verse de How to Get Away a Murder, tam anlamıyla Davis’in bir ‘’gövde gösterisi’’. Bu yıl ‘’En İyi Kadın Oyuncu’’ dalında Emmy ödülünü kazanan Davis, ödülünü alırken, ‘’Bu ödülü alan ilk siyah kadınmışım. Aslında ben kadınların siyah/beyaz diye ayrılmasına karşıyım. Onun için bu unvanı hiç ama hiç önemsemiyorum. Annalise, siyah bir karakter değil. Annalise siyah, çünkü ben siyahım’’ diyerek kendisini unvanlarla onurlandırdığını zannedenlere de tokat gibi bir yanıt veriyor.

 

 

8-Bu hikaye daha ne kadar gider?: Şu anda 2. sezonunun 2. bölümü yayınlanan dizi, her gelişmeden sonra ‘’Artık bu dizi finale yaklaşıyor’’ endişesini de yaşatıyor seyircisine… Hiç kuşkusuz ‘’altın yumurtlayan tavuğu kesmek istemeyen’’ yapımcılar, böyle çarpıcı bir diziyi daha uzun süreler ekranda tutmayı düşünüyordur herhalde… Buna karşın son gelişmeler ışığında hikayenin nasıl sürüklenebileceğini de önümüzdeki bölümlerde göreceğiz. 

 

 

 

                                       

 

 

 

 

9-Cesur ilişkiler: Dizide kadın-erkek daha doğrusu kadın-erkek, kadın-kadın, erkek-erkek ilişkileri cesurca izleyici karşısına çıkıyor. Diziyle ilgili araştırma yaparken eşcinsellerin de özellikle ilgiyle izlediği bir dizi olduğunu öğrendim. Bunun sebebi de elbette 21. yüzyılda olmamıza karşın hala ilişkileri sorgulanan eşcinsellerin ekranda yer bulduklarında yönelim göstermeleri. Hiç kuşkusuz birçok televizyon dizisinde artık eşcinsel ilişkiye de heteroseksüellerin ilişkileri kadar yer veriliyor. Bu dizide de eşcinsel hukuk öğrencisi Connor Walsh'un yanı sıra, başka sürpriz eşcinsel ve biseksüel aşklar da ekrana geliyor.

Sadece eşcinsellik değil, kadın-erkek ilişkileri ve evlilik kurumu da dizide bolca sorgulanıyor. Eşlerin birbirini aldatması, her ikisi de aynı şeyi yapmasına rağmen bir tarafı suçlamaları, bir kadının iki erkek arasında kalması, genç kızın sevgilisinin eşcinsel olduğunu öğrenmesi gibi çok şaşırtıcı gelişmeler dizide yer alıyor.

 

 

 

                                         

 

 

 

 

10-Şeytan ayrıntıda gizli: Diziyi izlerken ayrıntılara çok dikkat etmek gerekiyor. Özellikle flashbacklerle günümüzü birleştirirken bu ayrıntılara dikkat ederek seyreden izleyici gelişmeleri çok daha iyi kavrayabiliyor. 

 

Sonuç olarak ekranların son dönemdeki en başarılı polisiye/suç/gizem yapımını tavsiye etmek istiyorum. Özellikle de henüz 2. sezonda olması nedeniyle hikayeyi yakalamak için hiç de geç değil…