Kendisinden mi, ilgisinden mi?
17.01.2013 13:31

 

Senem KALENDER
 
Birinden hoşlanmakla, birinin ilgisinden hoşlanmak arasında bir ömür kadar fark var.
 
 
Bazen, gelen ilgiden hoşlanmakla, kişiden hoşlanmayı birbirine karıştırıyoruz. Daha düne kadar aklınıza bile gelmeyen bir adam birden sizinle ilgilenmeye başlıyor ve o da ne? ‘Aa ben niye daha önce dikkat etmemişim xxx’e?’ İlgisiyle ilginizi çeken o adam, aniden gözünüze bir başka görünmeye başlıyor. Tamam, elbette kendisinin, yani varlığının da ‘ilgisi dolayısıyla’ size çekici gelen tarafları olacak. Yeni deyimle ondan bir elektrik alacaksınız. Yoksa gelen her ilgiye kapılıyorsanız durum vahim! J Dikkat edilmesi gereken nokta : ’İlgisi dolayısıyla!’ Burada irdelenen iyi-kötü,yanlış-doğru değil. Sadece ‘farkında’ olma gerekliliği.
 
 
Diyelim ki, ilgisiyle ve ‘dolayısıyla’ kendisiyle kalbinizi çeldi, hayırlı bir ilişkiye başladınız. Çiçekler, uyudum, uyandım, geldim, gittim, vardım, özledim…vb mesajlar falan havada uçuyor. İlgi devam ettikçe mutlusunuz, çünkü öyle başladınız. Zamanla, ilk başlarda gelen, gün geçtikçe artan o ilgi, aylar ya da yıllar geçtikçe yerini kanıksanmışlıktan gelen bir ilgisizliğe bırakıyor. Ve eğer sizin tüm duygularınız kişiden ziyade gelen ilgiyi temel almış ise, sorunların başlaması kaçınılmaz oluyor. Öyle ya, artık eskisi kadar aramıyor olması sorun, günaydın, geldim, iyi geceler …gibi mesajlar atmıyor olması sorun, çiçeklerin azalması, hatta hiç gelmez olması sorun… Kaynağını gelen ilgiden alan bir ‘aşk’ın bitmesi başlı başına bir sorun..Çünkü orada Ego yüksek oranda devrede. İlk başlarda akın akın gelen o ilgi şimdi niçin kesildi? Artık beni sevmiyor mu? (Ben sevilmeyi hak etmiyorum), Başkası mı var? (Ben tercih edilmeyen miyim?),Beni artık güzel bulmuyor mu? (İlgiyi dış etkenlere bağlamak)…gibi gibi pek çok ego kaynaklı sorun, ilişkide sorun yaratmaya başlıyor. Temeli, gelen ilgi olan bir ilişkinin bağımlılık yaratması kaçınılmaz. Her bağımlılık gibi, bırakmak da oldukça zorlu bir süreç.
 

 

 

                        

 
 
 
Mutsuz ruhunuz gitmek isterken, egonuz yenilgiye doymayan pehlivan misali, ‘ilgim nerde, ilgim nerde, onu geri alacağım!’ savaşına çoktan başlamış ve sizi, siz olmaktan çıkarıp, huysuz, şüpheci, saldırgan bir varlığa dönüştürmüş durumda.
 
 
Sonuç, tabi ki kaçınılmaz; çiçek isimleriyle başlayıp, hayvan isimleriyle biten bir ilişki…
 
 
Sonraki süreç; ‘nasıl da kandım ilgisine?’ diye kendinizi suçladığınız, hem ona , hem kendinize kızdığınız, öfkeyle geçen zaman dilimi…
 
 
Aslında burada suçlanacak hiç kimse yok… Zaten ortada gerçek, kaynağını kalpten alan bir sevgi de yok…Hiç olmadı.
 
 
 
 

                          

 
 
 
 
Gerçek sevgide, ilgi beklentiniz, şüpheniz yoktur. Gerçek sevgi ilgiye bağlı değildir, karşınızdaki insanın varlığına, kalbine bağlıdır. Kendi kalbinizdeki sevgiye bağlıdır. Ondan emin olduğunuz müddetçe nesnel ilgileri sorgulamaz, aramazsınız. Kalbiniz sever ve karşılığını tartmadan, hak ettiği sevgi zaten kendisine gelir. Orada ego devreden çıkmış, sesi soluğu kesilmiş, kuytuda sinmiştir. Aman rehavete kapılmayın, en ufak bir sızıntıda şüphe silahlarıyla harekete geçmeyi beklemektedir.
 
Geçmiş ilişkilerinizi bir gözden geçirin. Kişileri bir düşünün; hayvan isimleriyle andıklarınızın ilgilerini, tebessüm eden yüzünüzle, ismini andıklarınızın kalbini sevdiniz.
 
Şimdiki ilişkiniz? Sorun kendinize; ilgisini mi, kendisini mi seviyorsunuz?