6 saniyelik video ile gelen şöhret!
17.12.2015 03:11

 

Burcu B. Bilgin

 

Teknolojinin nimetleri her geçen gün artarken, 6 saniyelik videolar dizisi Vine merakı da özellikle Z kuşağı dediğimiz, 90'lı yıllarda doğan gençlerde aldı yürüdü. Her anlarını Vine'da 6-7 saniyelik videolarla paylaşan bu hem ''kendi kendinin yönetmeni'' hem de oyuncusu olan gençler aslında zoru başarıyor. Çünkü o kadar kısa zamanda mesajı almak da vermek de zor.

 

Sina Özer ise Vine ile şöhreti yakalaşan bir genç. Reklamcılık 1. sınıf öğrencisi Sina, yakın arkadaşı ve usta tiyatrocu Nejat Uygur'un torunu, Behzat Uygur'un da oğlu olan ''II. Nejat Uygur'' ile çektiği videolar ile tanındı. Yavaş yavaş yayılan şöhreti tadan Sina, şu anda 182 bin 400 takipçiye sahip ve bu sayı giderek artıyor. Bu şöhret ona ekranların kapılarını da açtı. Önce reklam filminde, şimdi de TRT-1 ekranlarında her pazar yayınlanan Gurbette Aşk dizisinde Mehmet rolünde izleyici karşısına çıktı.

 

Reklamcı, oyuncu, hatta ticaret alanında söz sahibi olmak isteyen Sina, bana sorarsanız bunların hepsini yapabilecek kabiliyette. Zeka pırıltılarını gözüne bakarak anlayabileceğiniz esprili genç oyuncu, erken gelen şöhreti de bu yaşında birçok oyuncudan daha fazla hazmetmiş görünüyor. Sina Özer ile Gurbette Aşk dizisinin setinde söyleştik. 

 

FOTOĞRAF GALERİSİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

-Dizide sevdiği kızı bir türlü etkileyemeyen bir türlü etkileyemeyen bir genci oynuyorsun? Ne olacak Mehmet'in hali?

 
-Sina Özer: Yani şöyle, kıza karşı rap dünyasındaki rahatlığı yok. Kız olunca dünya duruyor. Kız ona yüz vermiyor ve her geçen gün de bozuluyor bu duruma… Sürekli olarak, ''birşeyler yapmalıyım, birşeyler yapmalıyım'' diyor, Mehmet ilk senaryoyu okuduğumda da bana o havada geldi. Bir yandan arkadaşlarıyla konuşurken, yapacaklarını planlarken de çok atılımcı, girişimci bir çocuk. Tabii aile içinde çekiniyor, babası bilmemeli, kendi içinde kalmalı diye düşünüyor.
 
 
-Peki bu çatışmanın içinde sence İsmail YK gibi parlarsa kızı etkileyecek. Ama bunu yaparsa da bir şekilde babası öğrenecek. Sence Mehmet'i senaryonun ilerleyen bölümlerinde neler bekliyor?
 
-Sina Özer: Hayatta aşk yüzünden birçok insan kendini yakıyor. Yani muhtemelen aşkından dolayı bazı şeyleri göze alacak.
 
 
-Normalde böyle şeyler başına gelmedi yani?
 
-Sina Özer: Normalde mesela rapçi olmayı da düşünmedim (gülüyor). 
 
 
-Dizide Mehmet ve arkadaşlarının söylediği rap şarkısı ''Gel Bana Yar'' çok tutuldu. Bu şarkı neden bu kadar sevildi?
 
-Sina Özer: Şarkı eğlenceli. Ritmi güzel, esprili… En sonunda da Türk ezgisinin bulunduğu bir kısım var. Ben genelde hep duyum olarak bunu alıyorum, oradan sonra insanlar tekrar tekrar dinlemek istiyormuş. Nakarat kısmı da dile dolanıyormuş. Ben genelde böyle soft rock dinliyorum, rap dinlemiyorum aslında… 
 
-Almanya'da bir Türk mahallesinde geçiyor. Halk arasındaki ismiyle ''Almancı'' bir genci canlandırıyorsun. Onun gibi konuşmak, o aksanı vermek zor oldu mu senin için? Nasıl bir çalışmadan geçtin?
 
-Sina Özer: Ben bir kez Almanya'ya, Münnheim'a gitmiştim. Orada duymuştum. Ben duyduğum şeylerin sonradan taklidini yapmayı seviyorum. Kafamda canlandırıyorum. Ailedeki diğer bireylere göre Almanya'ya daha adapte olmuş bir çocuk Mehmet, çünkü orada yetişmiş. Onun için aksanı Almanca'ya daha çok kayıyor. İlk provalarda da hep böyle konuştum, herkes de ''bu böyle güzel, oluyor'' dediler. Dizinin 1. bölümünden sonra da Twitter'dan ''olmuş'' şeklinde tepkiler gelince memnun oldum.
 
 
 
-Almanya ziyaretin dışında ilk kez bu konuşmaları duyuyorsun… Almanya'da yaşayan akraba, tanıdık var mı?
 
-Sina Özer: Biraz aslında kafamda canlandırdım. Öyle yakın akraba filan yok Almanya'da…
 
 
-Sen diziden önce internet fenomeni olmuştun. Nasıl oldu o macera?
 
-Sina Özer:  O dönemlerde neredeyse hiç kimse Vine'ı kullanmıyordu. Videolara bakıp gülüyorduk, eğleniyorduk. O sırada üniversiteye hazırlanıyordum. Test çözerken bazen sıkılıyordum, bir video yapıyordum. Genelde okuldaki arkadaşlar gördüler. Sonra onların arkadaşları, diğerlerinin çevreleri derken 20-30 kişiye ulaştım. İnsanların ilgisini çekecek birkaç video yaptım, o videolar çok tuttu. O sıralarda da biz Nejat'la (rahmetli tiyatro ustası Nejat Uygur'un ismini taşıyan torunu) videolar çekiyorduk, ama videonun biri çok tuttu. Bir anda ben 30 takipçiden 1000 takipçiye video yapan biri haline geldim. Bana da garip geldi. ''Noluyor'' falan oldum.
 
 
-O sırada bir de Vine'da fenomen olmak da yok tabii…
 
-Sina Özer: Biz de onun ilklerinden olduk. Genelde skeç gibi, o tadda birşeyler yapıyorduk. O dönemde bir de Hakan abi (Vine videoları ile tanınan Hakan Hepcan) vardı. Onun takipçileri de bizi gördü. Bir anda sokakta yürürken insanlar tanımaya başladı. Binlerce takipçiye ulaştık. Bir anda sokakta yürürken fotoğraf çektirmeye gelenler olmaya başladı. Ben çok garipsedim, uzun bir müddet alışamadım. Bir süre sonra alıştım. Gelip insanlar, ''Hadi seninle bir Vine yapalım mı'' diye sormaya başladı. Ben de ''ne yapalım'' diye sorunca, ''Vine'cı sensin, onu da sen bileceksin'' diyorlar.
 
 
-Bir anda şöhreti buldun yani… Ne kadar zaman içinde bu kadar arttı mesela?
 
-Sina Özer: Bir ara Adana'ya gittim, Adana'ya gidince video çekemedim. O dönemin dışında her hafta 1000 takipçi artıyordu. Bir de bu insanların kim olduğunu merak ediyordum. Nereden geldiği belli olmayan 1000 kişi? Yani Samsun'dan olur, Erzurum'dan olur, yurtdışından olur. Almanya veya Hollanda'dan oluyor. Hatta yabancılar da var aralarında… Türkçe'yi anlamasalar bile hareketler komik geliyor, takipçi oluyor.
 
 
-Gurbette Aşk için teklif nasıl geldi sana?
 
-Hamdi Alkan da görmüş beni Vine'da, Nejat'ın babası Behzat Uygur'u tanıyorlarmış zaten. Nejat'ın vasıtasıyla bana da ulaşıldı. ''Böyle bir rol var, oynar mısın?'' diye sordular. Senaryoyu görmek istedim, karakter nasıl biri anlamak için… Kafama da oturunca kabul ettim. Bu bence çok büyük bir imkan. Çünkü orada 7 saniye video yapıyorsun, ama dizide cidden yeteneğini gösterme şansın var. Bir de reklamcılık okuyorum. 1. sınıftayım. Merak da ediyorum, bilmek de istiyorum. Bir meşrubat reklamında oynadım. Orada da gördüm reklam dünyasını… 
 
 
-Hedeflerin nedir, ilerde nasıl bir yön çizmek istiyorsun kendine?
 
-Sina Özer: Yani aslında bir insanın hedefi olmaması kötü. Ama ben tam olarak şimdi bilemiyorum. Tam olarak kafama oturtmuş değilim. Çünkü oyunculuğu seviyorum, lisede tiyatro yapıyordum. Ama bir yandan da metin yazmayı, reklamcılığı da çok istiyorum. Bir yandan babamdan dolayı ticarete de ilgim var. Öyle bir üçlü arasında gidiyor, geliyor. Biraz akışına bırakmayı tercih ediyorum.