Başını Keserim


        -Sammy bunun işi bitti.

        -Yolla gelsin.

        -Tünelin başından al.

       Grubun lideri yaban yomuzu Sammy beklemeye başladı. Biraz sonra önce toprak parçaları, sonra yuvarlanarak gelen bir insan kafası. Gözleri yerinden fırlamıştı adamın, toz toprak ve kanın birbirine karıştığı kafaya bakarak tüyleri diken diken eden bir nara attı. Bir yandan yürürlerken, kafayı önlerinde meşin futbol topu gibi yuvarlamaya başladı.

       ‘’Adamların elebaşı buymuş,’’ dedi geyik Marlon, ‘’köşebaşında kıstırdık, boynuzlarımla karnını deştim, Ayı Timothy de kepçenin kenarına vura vura da başını kopardı. Üstelik kafası koparken hala canlıydı.’’ Sammy, sırtına şefkatle iki kez vurdu arkadaşının. Nehrin yanından geçerek bir ağacın altında mola verdiler, yerleşim alanına giderek yaklaşıyorlardı. Gümüşi ıhlamurun altında grubun diğer koluyla buluştular. O grubun lideri de yaşlı dişi kurt Melanie idi. Atmaca Hommer’ın keskin gözleri sayesinde karanlığı yara yara geliyordu ikinci kol.. Melanie, Marlon’un kestği kafaya bakarak alaycı gülümsedi.

      -Ganimetin büyüğü sende. Ne yapmayı düşünüyorsun?

      -Yarın görürsünüz.

     Kilometrelerdir yürüyorlardı. Sonunda durakladılar. Bir zamanlar kayın, kestane ve saplı meşelerin olduğu boşluğa bakarak, ‘’Yaptıklarını ödeyecekler, hatta ödemeye başladılar bile’’ dedi Çakal George.

     Giderek acıkmaya başlayan büyük gruptaki kurtlar ulumaya başladı, sonra çakallar. Dev koroya kumrular, sincaplar, tavşanlar, yılanlar, kokarcalar, güvercinler, geyikler, karacalar, kargalar, yaban domuzları, vaşaklar, yaban kedileri, tilkiler, hatta serçeler bile katıldı. Kuşların eskiden dinlemeye doyum olmayan büyülü sesi, duyanların kanını donduran korkunç bir çığlığa dönüşmüştü. Ağıt tüm ormanı inletti. Bir taraftan, ayaklarını ağaç gövdelerine vurarak korku dolu besteye farklı bir tını katıyorlardı. Kalan tek tük ağaç da yaprak hışırtılarıyla eşlik ediyordu. Bu kabustan uyanması mümkün değildi artık kent sakinlerinin.

       Yaban domuzu Sammy, kuru bir ağaç gövdesinin üzerine çıkarak, seslendi: ‘’Kardeşlerim’’. Uğultu devam ediyordu. Sesini biraz daha yükseltti: ‘’Evet, herkes beni dinlesin.”Kalabalık susmuş, şimdi pür dikkat Sammy’yi dinliyordu:

       ‘’Dostlarım, sevgili kuzey ormanı sakinleri..

       Hepimiz burada aynı davaya gönül verenler olarak bir araya geldik. Artık ok yaydan çıkmıştır. İnsanoğlunun acımasızlığı, yaşam alanlarımızın yok edilmesi ve göçe zorlama ile bu noktaya gelinmiştir.  

Biliyorsunuz yaşananları.. Her şey Kuzey Ormanları’ndaki kıyımla başladı. Kuzey Marmara Otoyolu adı altındaki bir şeytanlıkla yola çıktı insanoğlu.. Üçüncü bir köprü yapıyorlarmış şehrimize.. Ne yaptılar bunun için? Ağaçlarımızı kestiler. O ağaçlara ev yapmış kardeşlerimiz, yüzlerce kuş yuvasından oldu. Kestikleri ağaçları doğrarken dostlarımızın başları koptu. Bizlere adım atacak yer kalmadı, taş taş üzerinde bırakmadılar. Gürültülü makinelerin sesiyle uyandık her sabah ninni gibi kuş sesleriyle uyandığımız günlere… O iş makinelerinin, kamyonların, elektrikli testere seslerinin uğultusu kulaklarımızdan gitmedi. Saklandık, ağladık, yalvardık..  Ama sesimizi duymadılar. Duymak istemediler. Evlerimizi oduna dönüştürdüler, mobilya yapılmak üzere fabrikalara götürdüler. Yine de sustuk, bekledik. Bu zulmün biteceği günü bekledik. 

     Göletleri kuruttular, balıkları öldürdüler. Bizlere yardım etmek isteyen insan dostlarımız oldu, onları da dinlemediler.  Bir kez daha sustuk, bekledik. Ağabeyim Johnny’nin, tüm ağaçları kesilen ormandan kaçıp Boğaz’ın sularına atlamasıyla yaşananlar, bardağı taşıran son damla oldu. Bütün denizi yüzerek geçen Johnny, kuvveti tükenene kadar yüzdü.. Kurtuluş umuduyla.. Durmaksızın… Sonunda karaya çıktı. Onu gören insanlar kovalamaya başladı, yolda birkaç otomobil çarptı, etleri yüzülene kadar sürüklendi. Tek bacağı yaralıydı. Başından akan kan, gözünün birini kapatmıştı, iyi göremiyordu. 

     Can havliyle lüks bir evin bahçesine sığındı. Havaya ateş ettiler. Johnny büyük bir yıkım ve dehşet içindeydi. Yardım istiyor, sesini duyuramıyordu. Sonunda bayıltıcı mermiyle vurdular. Onu sırtlayıp  bahçeden çıkardılar, bilmediğimiz bir yere götürdüler. İşte bunu duyunca daha fazla bekleyemezdik. Çünkü bir gün hepimizi aynı akıbet bekliyordu.

     Değerli dava arkadaşlarım,

    Dün sabaha karşı tüm kentin elektriğini kesmemizle beraber büyük mücadelemiz yeni bir dönemece girdi. Kendi aramızdaki düşmanlıkları unuttuk. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte aramızda olacak yeni grubun içinde at, inek, kedi, köpek, koyun, keçi, tavuk gibi evcil kardeşlerimiz de bulunacaktır. Bu yola artık çıkılmıştır. Durmayacağız..

     Sonunda zafer bizim olacaktır. Hepinize sonsuz teşekkürler.. Yolumuz açık olsun.”

     Sammy, ağaç gövdesinin üzerinden indikten sonra hep birlikte ateşin çevresinde toplanıp zafer şarkıları söylemeye başladılar. Sabah yeni grubun katılımıyla tekrar yola koyuldular. Marlon’un kestiği kafayı da bir sopanın ucuna takarak grubun flaması yaptılar.Geçtikleri her yerde önlerine çıkan insanlar dehşet içinde kaçışıyordu. Onbinlerce hayvan kent sokaklarındaydı, her türden.. Geçtikleri her yerde yeni üyeler katılıyordu gruba.. Sokak kedileri, köpekleri, fareler, kuşlar coşkuyla gruptaki yerini alıyordu. Kentin her yeri böcek istilasına uğramıştı. Her türden…

Lağım fareleri karanlıklarından gün ışığına çıkmıştı. Kimsenin görmediği diğer tüm yeraltı canlıları sokaklardaydı. Hayvanat bahçesinin tüm sakinleri kafeslerini parçalayıp diğerleriyle özgürlüğü kutluyordu. Yıllarca ‘’hayvan’’ diye hakaret eden insanoğlu, yaptıklarının bedelini ödüyordu şimdi.. Artık kentteki insan egemenliği sona yaklaşmıştı. Akşam saatlerinde insanların terk ettiği bir binaya vardılar, burası artık ana üsleri olacaktı.

     Ertesi sabah tüyler ürpertici bir manzara vardı odalardan birinde. Duvardaki av ganimeti geyik başı çıkarılmış, yerine Marlon’un kestiği inşaat firması yetkilisinin kafası asılmıştı. Yanında şöyle yazıyordu:

     ‘’Ormanımdan bir dal kesenin kolunu, bir ağaç kesenin başını keserim.’’

+ Hiç yorum yapılmamış

Yorum yap