Budapeşte: Depresyondan kurtulamayan şehir


Burcu B. Bilgin

Tuna Nehri kıyısında, yüksek tepede kalesi, şehrin içinde heykelleri, meydanlarıyla şiir gibi bir kent… Bir ressamın fırçasından çıkmış kadar kusursuz bu kentin içinde melankolik, mutsuz bir atmosfer… Sanki depresyona girmiş, ama onu hala atlatamamış gibi bir hali var.

Sizlere Mayıs ayının 3. haftasında pırıl pırıl güneş altında, ancak bir o kadar enteresan geçen Budapeşte seyahatimi anlatacağım. İşte her yönüyle taşından, toprağından, sularından acı fışkıran Budapeşte…

Budapeşte

-Şiir gibi şehir: Gördüğüm şehirler içinde mimari açısından Prag ve Barcelona ile beraber ilk üçe girebilecek Budapeşte, 93 bin kilometrekare üzerinde kurulmuş bir şehir. Dünya Kültür Mirası ve UNESCO resmi sınıflandırması içinde olan kent, özellikle fotoğraf çekmeyi sevenler için bir cazibe merkezi…

Eski yıllarda Tuna Nehri, Budin (Buda) ve Peşte olarak ikiye ayırırken, 17 Kasım 1873 tarihinde inşa edilen Zincir Köprü (Chain Bridge/Szechenyi Lanchid) ile iki yaka birleşmiş. Bu köprü, kentin de adeta simgesi, bir nevi Eyfel’i…

Budapeste

Buda Kalesi’nin de bulunduğu Budin, engebeli arazide kurulmuş, tarihi dokusuyla göz kamaştırıyor.  Kenti kuran 7 kavmi temsil eden 7 kuleye sahip Balıkçı Tabyası ve Buda Kalesi, şehir manzarasının en iyi görüldüğü noktalar.

Şehrin alışveriş mekanları, restoranlar, iş merkezleri ise Peşte’de bulunuyor. Yani tarihi şehir ve ana kent merkezi gibi düşünün. Büyük ihtimalle Peşte’de kalmayı seçeceksiniz, Buda civarını gezmeyi sakın atlamayın.

Budapeşte

-Bitmeyen acıların başkenti: Budapeşte’ye adım attığınız andan itibaren ilk başta anlamlandıramadığınız bir ağırlık hissediyorsunuz. Gezdikçe, her gittiğiniz mekanda oranın tarihini öğrendikçe sebebini anlıyorsunuz.

Kaybedilmiş iki dünya savaşı, 2. Dünya Savaşı’nda işbirliği yapılan Naziler’in bıraktığı acı dolu izler, ardından gelen Sovyet işgali, her ikisinin de özellikle Yahudiler başta gelmek üzere halka zulmü, işkence odalarında, toplama kamplarında biten hayatlar, öldürülerek Tuna Nehri’ne atılmış insanlar anısına ırmak kıyısına yapılmış 60 çift ayakkabıdan oluşan anıt, işkencelerin yapıldığı Terör Müzesi ve daha niceleri…

Budapeste

1990’da kenti terk eden Sovyet rejimi sonrasında ise kent hala toparlanamamış, aradan geçen yıllara karşın hala o günler yaşanıyor gibi…

Bütün bunların dışında hala Avusturya-Macaristan İmparatorluğu hayalleri kuranlar var. Bu ırkçı kesimde özellikle Türkler ile Ruslar’a tepki mevcut. Kentin müzeleri adeta acının zaman kapsülleri, katedralleri ve ulusal müzesi ise imparatorluk özleminin yansımalarıyla dolu…

Budapeşte

-Garsonların kabalıkları: Budapeşte’deki restoran ve kafelerde dünyanın hiçbir coğrafyasında görmediğim bir davranışla karşılaştım. Esnaf turisti ”kazıklama” peşinde, garsonlar ise aralarında iyileri arada çıksa da oldukça kaba…

Stika adlı ünlü bir kahvaltı mekanından örnek vereyim. Gittiğimde hiç ilgi görmedim, kapıdaki kuyrukla kimse ilgilenmiyor, yer bulan oturuyordu. Uzun süre bekledikten sonra oturdum.

Budapeşte

Sipariş vermek de uzun sürdü. Garsona yaklaşık 50 dakika sonunda siparişimin akıbetini sorunca omuz silkerek, ”Mutfakta pişiyor, niye sordun?” dedi. Uzun zaman geçtiğini belirtince, ”Herkes bekliyor, burası böyle” yanıtını verdi. Herkesin beklemesinin iyi bir şey olmadığını söyledim, ”Burası böyle, gelmeseydin o zaman” karşılığını verdi.

Yine kentin 120 yıllık ünlü kafeteryası New York Cafe’de sormama karşın açık büfeye zaten dahil olan çay benim ücretime yansıtılmaya çalışıldı. Bu konuda uyardığım garson diğeri gibi sert bir tavır sergiledi. Yani müşteri hep haksız…

Budapeşte

-Fiyatları mutlaka kontrol edin: Restoranlardan söz etmişken her mekanda adisyonları mutlaka kontrol edin. Çünkü ”turistik tarife” uygulayarak özellikle küçük mekanlar tarafından 2 avroluk içecek 4 avroya size satılabiliyor.

-Ne yenir, ne içilir?: Budapeşte’nin oldukça lezzetli yemekleri var. Et yemeklerinden balıklara, Michelin yıldızlı restoranlardan şık kafelere, küçük publardan kahvaltı mekanlarına kadar her çeşit seçenek var. Bu arada lezzetli çikolatalı tatlıları ile yerel biralarını da atlamayın.

Budapeşte

-Budapeşte pahalı bir şehir mi?: Macarlar kendi para birimleri olan forinti kullansa da pahalı bir şehir… Ucuz bir kaçış noktası olarak düşünemeyeceğiniz Budapeşte için hele ki bizim paramızın değeri böyle düşükken bütçeniz için zorlu bir durak.

-Nerelerden alışveriş edilir?: Şehrin şık mağazaları Andrassy Caddesi üzerinde. Burada çok büyük mağazaları olmasa da Gucci, Louis Vuitton, Emperio Armani, COS gibi markalar mevcut. Nubu, Nanushka gibi isim yapmış Macar markalarını mutlaka inceleyin.

Budapeşte

Andrassy’nin devamında Deak Ferenc Sokağı boyunca Zara, Bershka, H&M, Office gibi mağaza zincirlerinin şubeleri var. Sonrasında ise hediyelik eşyalar, yerel kıyafetler ve sayısız seçeneğin bulunduğu uzun alışveriş caddesi Vaci geliyor.

Orada çok güzel şeyler bulabilirsiniz ama iyice gezmeden ve fiyatları kıyaslamadan bir şey almayın.

Budapeste

-Dolandırıcı taksilere ve bot turlarına dikkat: Budapeşte asla rehavete kapılmadan her daim dolandırılıp dolandırılmadığınıza dikkat etmeniz gereken bir şehir. Çok büyük olmadığından bir çok yere yürüyerek veya toplu taşımayla gidebilirsiniz.

Taksiye bineceğiniz zaman ise özellikle havaalanı başta gelmek üzere Budapeşte’nin Uber’ı olan Fötaxi’yi kullanın. Gitmeden telefonunuza yükleyin. Her yerde kullandığım Uber ise maalesef yasak.

Budapeşte

Şehir içindeki taksiciler ise çift tarife çıkarmaktan yolu uzatmaya kadar her yolu deneyerek sizi dolandırıyorlar. Fötaxi bulamadığım bir noktadan bindiğim taksinin sürücüsü benden 10-15 liraya bedel forint aldı.

Yine farklı fiyatlarda bot turları var ve bazıları bilmeyen turiste birkaç katı fiyatla bu turları satabiliyor. Halkın maddi durumunun iyi olmadığı Budapeşte sokaklarda çok sayıda evsiz, yurtsuz insan var ama zararsızlar…

Budapeşte

-Korku filmi seti gibi: Şehirde mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir müze Terör Müzesi/Terror Haza… Andrassy Caddesi üzerindeki müze, ilk olarak 1. Dünya Savaşı’nda dönemin yönetimince kullanılmış.

Ardından 2. Dünya Savaşı’nda önce Naziler’in, sonra Budapeşte’yi işgal eden Ruslar’ın üssü olmuş. Yahudiler başta gelmek üzere rejim aleyhtarı olarak gördüklerine burada işkence edilmiş. İşkence aletleri ve odalarını, Nazi ve Rus kıyafetlerini, yöneticilerin eşyalarını yemek takımlarından ceketlerine kadar görebilirsiniz.

Budapeşte

Ancak tarih nesnel anlatılması gereken bir şeyken müzede korku filmlerindekili andıran müzikler kullanılması, 10-15 kişinin toplu olarak asansöre bindirilip 2 katı neredeyse 5 dakikada ağır ağır inen asansörde nasıl işkence yapıldığını anlatan dönemin tanıklarından birinin ifadelerine ilişkin videonun tekrar tekrar gösterilmesi, ışık oyunlarına başvurulması ise enteresan…

Budapeşte

Ayrıca belki de Almanlar’la aynı tarafta savaşılmasından hareketle yaşananların bütün yükü sadece Ruslar’a mal edilecek şekilde düzenlenen müzenin bir başka eksiği de…

Ancak tarihin kanlı ve acılı bir dönemini o zamanın tanıklarından dinlemek için görmeden kenti terk etmeyin.

Budapeşte

-Budapeşte Ulusal Müzesi ve Kanuni portresi: Budapeşte Ulusal Müzesi’ne ilişkin olarak okuduğum yazılarda mutlaka 3-4 saat ayrılması gerektiği söyleniyordu. Ben de Amsterdam Rijksmuseum gibi bir şey bekleyerek erkenden soluğu aldım. Ancak müze iki katta beklediğimden daha az materyale sahip.

Buna karşın Macar tarihi konusunda oldukça iyi bir bilgilendirme sağlayan müzede resmedeni anonim bir Kanuni Sultan Süleyman portresi, dönemin askerlerine ait bir ceket, halılar, kılıçlar, kavuklar gibi Osmanlı tarihine ilişkin bir koleksiyon da var.

Kanuni Sultan Süleyman

-Operada ve sanatta zirve: Şehirde hiç kusur bulamayacağım şey ise kesinlikle sanat… Budapeşte sokaklarındaki muhteşem heykelleri tek tek görmenizi ve fotoğraflamanızı tavsiye ederim.

Budapeşte’nin dillere destan opera binası da kentin büyük bir bölümü gibi restorasyonda bulunduğu için kapalı, 2019’da açılması planlanıyormuş. Onun yerine Erkel Tiyatrosu hizmet veriyor, orada Verdi’nin Rigoletto operasını izledim ve gerçekten müthişti. Sanatçılar 6-7 kez selama çıktı.

Budapeşte

Sonuç olarak Budapeşte tarihiyle, mimarisiyle, güzellikleriyle mutlaka görmeniz gereken bir şehir. Ancak gittiğiniz zaman fiyatlara çok dikkat etmeniz, taksicilere, turlara karşı ihtiyatlı olmanız şartıyla…

Budapeşte’nin çektiği ağır depresyondan bir an önce kurtulması dileğiyle… Bir başka seyahatte görüşmek üzere….

Budapeşte

+ Hiç yorum yapılmamış

Yorum yap